<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Maksut Balmuk</title>
	<atom:link href="https://maksutbalmuk.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://maksutbalmuk.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 20:14:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/cropped-m-1-jpg-32x32.webp</url>
	<title>Maksut Balmuk</title>
	<link>https://maksutbalmuk.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Öğretmenlik nasıl itibarsızlaştırıldı: Eğitimde çöküşün anatomisi</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/ogretmenlik-nasil-itibarsizlastirildi-egitimde-cokusun-anatomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:11:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5296</guid>

					<description><![CDATA[Okul denilince ilk akla gelen iki kavramın öğrenci ve öğretmen olduğunu, ikisi arasında tercih dahi yapılamayacağını herkes kabul eder. Öğretmenler öğrencileri için her tür fedakarlığı yapan meslek mensupları olup canları pahasına öğrencilerine siper olabildiklerini en son Kahramanmaraş’taki okul saldırısında gördük. Ayla Kara öğretmen çocuklarına siper oldu silaha karşı ve hayatını kaybetti. Ayla öğretmenin hayatını kaybettiği bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Okul denilince ilk akla gelen iki kavramın öğrenci ve öğretmen olduğunu, ikisi arasında tercih dahi yapılamayacağını herkes kabul eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmenler öğrencileri için her tür fedakarlığı yapan meslek mensupları olup canları pahasına öğrencilerine siper olabildiklerini en son Kahramanmaraş’taki okul saldırısında gördük. Ayla Kara öğretmen çocuklarına siper oldu silaha karşı ve hayatını kaybetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayla öğretmenin hayatını kaybettiği bu zamana kadar öğretmenlik mesleği her geçen gün kan kaybetti maalesef. Hiç kimsenin aklına dahi gelmezdi öğretmene değil silah çekmek el kaldırmak dahi. Ama son 2 ay içinde iki öğretmenimizi silahlı saldırıda kaybettik. Fatmanur ve Ayla öğretmen. Silahlı saldırı bir terör saldırısı değildi. Silah sıkanlar da terörist değildi ve maalesef okulda gerçekleşti bu olaylar.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci ve velilerin hedefi haline getirilen öğretmenler artık şunu söylüyorlar:</p>
<p style="text-align: justify;">“öğretmenliğin en itibarlı döneminde öğrenci idik, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırıldığı bu dönemde ise öğretmeniz.”<br />
Bugün yaşanan bu olayların tabii ki çok boyutlu gerekçeleri var. Ama biz okula polis koyarak çözebileceğimizi düşünüyoruz halen. Ne çabuk unuttuk Fatmanur öğretmenin katledildiği okulda da, Şanlıurfa’daki okulda da polis olduğunu olaylar sırasında. Evet kontrolü elde tutalım. Tabii ki kaynağın (silahın vs) okullara girişini bir şekilde önleyelim ama okullardaki güvenlik sorununu sosyolojik ve uygulamada pedagojik açıdan ele almak gerekmektedir. Okuldan öğretmeni çıkarınca bu sonuçlar maalesef olağan hale gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>PEKİ ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ NEDEN GERİ GİTTİ</strong><br />
Çünkü öğretmenlik mesleğine bakış açısı iktidar döneminde hiç değişmedi. Hatta eğitime bakış açısı da değişmedi. Eğitim devletin üzerinde adeta yük olarak görüldü. Hatta özele devredilmesi gereken bir hizmet olarak algılandı. Belki de devlet okullarının içini ne kadar çok boşaltırsak özele kaçış o kadar çok olur diye bakıldı ve son yıllarda bu noktada başarılı da olundu. Çünkü özel okul sayıları artarken devlet okulları sürekli kan kaybetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece gariban halk kesimlerinin eğitim hakkını adeta ellerinden alırken eğitim para ile satın alınabilen ve alabilenlerin hakkı haline gelir oldu.<br />
Devlet okullar arasında dahi ayrıcalıklar yaratarak ya da başka yollarla da boşalttı sistemin içini. Örneğin; devlet eliyle son dönemde imam hatiplere ayrı diğer okullara ayrı muamele yapılması da, proje okulu adı altında köklü okulların içlerinin boşaltılması da hep özel okullara yaradı ve eğitime bakış açısının aynası oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖĞRETMENLER SINIFLARA AYRILARAK AYRIŞTIRILDI</strong><br />
Öğretmenler zamanla ücretli, usta öğretici, sözleşmeli, kadrolu, uzman, başöğretmen diye sınıflara ayrılarak ayrıştırıldı. Tazminatları ödeyin, öğretmenleri ayrıştırmayın, kadrolu atama yapın denildi ama duyulmadı bile. Mülakat sistemi getirildi ve öğretmenlik torpille elde edilen meslek konumuna getirilerek bir başka yıpratıldı. Öğretmenlik diğer mesleklerle karşılaştırıldı hatta adeta yarıştırıldı.<br />
Yönetici olmak isteyenin önü kesildi, ders programından, soruşturmaya kadar bir çok mobbinge maruz bırakıldı. Mesleki doyumu yaşayamaz hale getirildi öğretmenlik.</p>
<p style="text-align: justify;">Her gün yeni bir angarya yüklendi. Teknoloji çağında işleri kolaylaşacakken her geçen gün daha da arttı. Öğretmenin sadece derse giren, başkada işi olmayan haftada 15 saat çalışarak maaş alan, hatta yan gelip yatan bir meslek gibi gösterildi. Diğer memurlarımız sanki mesai yaptıkları 8 saat boyunca hiç oturmazlar, mola vermezler, bir şey içmezler hatta tuvalete bile gitmezler gibi lanse edildi öğretmenlik tanımı yapılırken.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>24 KASIM&#8217;DA GÖKLERE ÇIKARDILAR 25 KASIM&#8217;DA HER ŞEY UNUTULDU</strong><br />
Her 24 Kasım’da göklere çıkarılırken, kutsallık atfedilirken 25 Kasım’da her şey unutuldu. Hatta 24 Kasımda “Bir toplumun yarınlarının güçlü bir şekilde inşası iyi bir eğitimle mümkündür. Eğitim sistemimizin baş aktörleri olan öğretmenlerimiz; milli ve manevi değerlerine bağlı, bilimle, ilimle ve irfanla donanımlı nesiller yetiştirerek önemli bir rehber olmaktadır.” diyen içişleri bakan yardımcısı Bülent Turan son olaylardan sonra katledilen çocuklar ve meslektaşları için eylem yapan öğretmenlere “okullara saldırı olduğunda öğretmenler okullara gitmedi mahcup oldum, karakola saldırı olduğunda polise karakola gitme mi diyeceğiz” şeklindeki sözlerle konumu itibari ile çocukları ve öğretmenleri koruyamadığı için mahcup olacağına öğretmenlerin tepki vermesi noktasında mahcup oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Liyakatsiz yöneticilerin ellerine teslim edildi okullar ve bu da hem okulu alt üst etti hem de öğretmeni. Daha üst makamlarda da gösterdi kendini liyakatsizlik. Bir gecede liyakatli kadrolar Böylece bir güzel boşaltabildik eğitimin içini. Kağıt üstünde başarılara imza attık, eğitimde çağ atladık, binalar yaptık, akıllı tahtalarla donattık ama içini boşalttık okul kavramının. Öğretmeni hiçe sayan öğrenci, her gün baskı altında tutan veli derken öğretmen itibarsızlaşırken öğrenci ve veli pofpoflandı her seferinde.<br />
Öğretmenin emeklilik hakkı dahi elinden alındı adeta. Bugün çalışırken aldığı maaşı yarısını bile alamaz duruma getirildi emeklilik sistemi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Şöyle bir hafızamızı tazeleyelim son 20-25 yılımıza bakarak;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Öğretmenler 15 saat karşılığı 1624 lira alıyorlar, diğer memurlar 40 saat çalışıyor. Bir de yılda iki ay tatilleri var. Düz memur ise 20 gün izin yapıyor. Bu haksızlık değil mi?&#8221; demdi mi dönemin başbakanı? (2012)</p>
<p style="text-align: justify;">Ataması yapılmayan öğretmenlere &#8220;Yalan Konuşuyorsun&#8221; denilerek yalancı duruma düşürülmedi mi? (Ekim 2025)</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf Tekin; &#8220;Eğer öğretmen adayımız, 45 dakikalık bir ders saati süresince sınıfta öğrencilere bir konuyu anlatamayacak durumdaysa, o kişiyi öğretmen olarak atamamalıyız. Mülakat mülakat gibi yapılacak.&#8221; Diyerek bir bakıma geçmişin de itirafını yapmış olmadı mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Mahmut Özer; &#8220;Bir mühendis &#8216;ben mühendisim, neden sınava giriyorum?&#8217; demiyor. Kariyer basamakları sınavı bir yeterlilik sınavı değil, bir uzmanlık belgeleme sürecidir.&#8221; Diyerek zaten uzmanlık mesleği olan öğretmenliği kanuna rağmen yeniden tanımlamadı mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Ziya Selçuk: Öğretmen maaşlarını kastetse de “öğretmen yük” demedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Ömer Dinçer (2011 &#8211; 2013): &#8220;Atama bekleyen öğretmen adayları Eminönü Camii önündeki güvercinler gibidirler. Bekliyorlar ki birisi yem atsın.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Dünyanın hiçbir yerinde öğretmenler 3 ay tatil yapmıyor. Bizde ise 2 ay yaz tatili, 15 gün sömestr, resmi tatiller&#8230; Öğretmenlerimiz çok çalışıyor diyemeyiz.&#8221; denilmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">“Veliyi üzeni bende üzerim” denilmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Alo147 hattı ile öğretmen hedefe oturtulmadı mı? CİMER şikayetleri ile öğretmen olduk olmadık konularda itibarsızlaştırılmadı mı?<br />
Bugün yaşadığımız sorunların çözümü vardır ama önce anlayış yani eğitime ve öğretmene bakış açısı değişmeli.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun için;</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Eğitimin siyasetten arındırılması, gerçek beka sorunu olarak ele alınması ve her siyasi değişimde eğitimin kodları ile oynanmasından vazgeçilmesi hatta yasal olarak bu konuda güvence oluşturulması, (Bugün değil iktidar değişimi, aynı iktidarda bakan değişimi bile her şeyi alt üst edebiliyor.)</p>
<p style="text-align: justify;">Bakan Tekin’de zirve yapan Milli Eğitim Bakanının bu denli sivri bir şekilde siyasi mesajları ve siyaseti öncelemesi anlayışının son bulması, (Milli Eğitim Bakanları tüm kesimlere en çok yakın, siyasetten de o kadar uzak olması gereken kişiliğe sahip olmalıdırlar)</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmenlik mesleğinin itibarının yeniden yükseltilmesi çalışmalarına hız verilmesi,<br />
Angaryaların kaldırılması,</p>
<p style="text-align: justify;">Güçlü okul yapısı için güvenlik, temizlik, sağlık (revir) gibi personel eksikliklerinin hızla giderilmesi,<br />
Yönetimin her kademesi için liyakatin esas alınması,</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci temelli eğitimin odağına öğretmen temelli okulun oturtulması,</p>
<p style="text-align: justify;">İşin ehli kadroların hızla yetiştirilerek yok edilen okul denetim sistemlerinin yeniden inşası,</p>
<p style="text-align: justify;">Okul ile veli arasındaki mali bağların yok edilmesi, (tüm kaynağın merkezi bütçeden karşılanması)</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmenler arasındaki ücretli, usta öğretici, sözleşmeli, kadrolu, uzman, başöğretmen ayrımlarının kaldırılarak kadrolu öğretmen esaslı bir yapının kurulması,</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmenlerin mali, sosyal ve özlük haklarının arttırılması,</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimde günü birlik kararlar yerine bilimsel dayanakları olan kararlara (gerekirse pilot uygulamalarla) imza atılması,</p>
<p style="text-align: justify;">Müfredat içeriklerinin azaltılması,</p>
<p style="text-align: justify;">Laik, bilimsel, demokratik eğitim temelli bir yaklaşımın hakim kılınması,</p>
<p style="text-align: justify;">4+4+4 sisteminin ve bu sistem ile çocukların neredeyse bir yıl erke okula başlamalarının gelinen noktaya etkilerinin bilimsel olarak araştırılması,</p>
<p style="text-align: justify;">Dernek, vakıf, tarikat, cemaat, diyanet… hangi ad altında oluşa olsun bu yapıları eğitim üzerindeki etkilerine hatta 4-6 yaş çocukların diyanete teslim edilmesi uygulamasına son verilmesi,<br />
Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi,</p>
<p style="text-align: justify;">Liselerde dahi haftalık 30 saat olan ders saatleri zamanla 35-40-44’lere kadar ulaşmış olup bu sürenin fazlalığının yeniden ele alınması,</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrencilerin sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetlere yöneltilmesine yönelik adımlar atılarak ekran bağımlılığı ve akran zorbalığının önüne geçilmesi,</p>
<p style="text-align: justify;">Aç ve susuz çocuk bırakılmaması ve böylece çocukların okul aidiyetlerinin arttırılması,<br />
Kalabalık sınıf sorununun çözümünün yanı sıra okullardaki toplam öğrenci sayısının da azaltılması, (1000-2000 öğrencili okullar artık olmamalı.)</p>
<p style="text-align: justify;">İkili eğitime son verilmesi,</p>
<p style="text-align: justify;">500’e kadar bir rehber öğretmen, bir müdür yardımcısı uygulamalarına ivedilikle son verilmesi,<br />
Öğretmenlerin emeklilik yolunun açılması için emekli maaşlarında yaşanan (ek ödeme ve tazminatların emeklilikte kesilmesinden kaynaklı) kayıpların kaldırılması,</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle de siyasilerin öğretmenlik mesleği üzerindeki baskılarının, ayırma ve kayırmalarının sona erdirilmesi&#8230; Gibi hızla atılabilecek adımların yanı sıra zamana bağlı adımların atılarak daha güçlü bir okul ve eğitim sistemi kurulması artık kaçınılmazdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Maksut Balmuk</p>
<p>Öğretmen, Yazar</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="https://www.odatv.com/guncel/ogretmenlik-nasil-itibarsizlastirildi-egitimde-cokusun-anatomisi-120144520"><strong>Odatv.com</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenci sayıları azaltılmaya çalışılıyor: Tarihi liselerde deprem tasfiyesi</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/ogrenci-sayilari-azaltilmaya-calisiliyor-tarihi-liselerde-deprem-tasfiyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 18:26:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5292</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un tarihi yarımadasında yer alan meslek liselerinin tarihi binalarında yapılan güçlendirme çalışmasının ardından öğrencilerin okullarına hâlâ kavuşamamasına tepki gösteren eğitimciler binaların başka kişi veya kurumlara tahsis edilme riskine dikkat çekti. Eğitimciler tarihi okullardaki öğrenci sayılarının azaltılması için çalışma yürütüldüğünü ifade etti. İstanbul’un tarihi yarımadasında yer alan Suphipaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL), Sultanahmet MTAL [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>İstanbul’un tarihi yarımadasında yer alan meslek liselerinin tarihi binalarında yapılan güçlendirme çalışmasının ardından öğrencilerin okullarına hâlâ kavuşamamasına tepki gösteren eğitimciler binaların başka kişi veya kurumlara tahsis edilme riskine dikkat çekti. Eğitimciler tarihi okullardaki öğrenci sayılarının azaltılması için çalışma yürütüldüğünü ifade etti.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İstanbul’un tarihi yarımadasında yer alan Suphipaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL), Sultanahmet MTAL ile Cağaloğlu Kız MTAL deprem riski nedeniyle tadilata alındı. Güçlendirme çalışmaları bitti ancak öğretmen ve öğrenciler hâlâ başka okullarda eğitim görüyor. Eğitimciler binaların tekrar söz konusu liselere verilmeyeceği endişesini taşıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>‘İŞTAHLARI KABARDI’</strong><br />
Konuya ilişkin gazetemiz Cumhuriyet’e değerlendirmelerde bulunan eğitimci Maksut Balmuk, “Anladığımız kadarıyla tarihi mimari yapılarının yanı sıra Sultanahmet gibi cezbedici Boğaz manzarası olan Sultanahmet MTAL ve diğer okullar birilerinin iştahını kabartmış&#8230; Karar gerekçesi öğrenci yetersizliği olarak gösterilse de okulların öğrencileri var ve alan/bölüm çalışmaları sürüyor. Okulların tadilat nedeniyle taşınması ile birlikte okuldaki öğrenci sayısını azaltmaya yönelik yoğun bir çalışma yürütülüyor ve bu çalışmaya da daha önce Cağaloğlu Kız MTAL müdürü iken Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü yapılan B.G.’nin üstlendiğini söyleyebiliriz. Veli ve öğrenciler bir şekilde ikna edilerek nakilleri başka okullara kaydırılmakta ve okuldaki öğrenci sayısı hızla azaltılmaktadır” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>‘İSTANBUL’A VE EĞİTİME İHANET’</strong><br />
Meslek liselerine kilit vurularak tarihi binaların başkaca amaçlar için tahsis edilir hale getirildiğini vurgulayan Balmuk, “Kaldı ki bu okullar eğitim sistemimizde bir hafıza niteliğindedir. Bu hafızaları yok etmek İstanbul’a olduğu kadar eğitim sistemine de ihanettir. Evet, bölge öğrenci potansiyeli açısından zayıf bir bölgedir. Kabul edelim ki ikamet eden insan sayısı azdır. Ama bu yokluğa rağmen öğrencileri olan, tercih edilen okullardır ve bakanlıkça kapatılmaktadır. Bu okullarda öğrenci azlığı olsa dahi teşviklerle canlı tutulması gerekirken aksi yaklaşım akıl tutulmasıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu kararını gözden geçirmeli ve kamuoyunu da detaylı bir şekilde aydınlatmalıdır. Öncelikle eğitimde kapalı kapı ardı siyaseti uygulanmamalıdır” tepkisini gösterdi.</p>
<p>Maksut Balmuk</p>
<p>Öğretmen, Yazar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/ogrenci-sayilari-azaltilmaya-calisiliyor-tarihi-liselerde-deprem-tasfiyesi-2485415" target="_blank" rel="noopener">Cumhuriyet.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>336 bin genç üniversiteden vazgeçti: Eğitim ve iş dünyasını bekleyen tehlike</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/336-bin-genc-universiteden-vazgecti-egitim-ve-is-dunyasini-bekleyen-tehlike/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 12:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5288</guid>

					<description><![CDATA[Üniversite terkleri, hatta sınavlara başvurudaki azalmanın gerekçelerinin başında ekonominin geldiğini; ayrıca barınma, beslenme sorunlarının yanı sıra gençlerin eğitime olan inançlarının azalması, yükseköğrenim sonrası iş olanaklarının kısıtlılığı, “okuyup da ne olacak” anlayışının hakim olmasının da etken olduğunu daha önce ele almıştık. 336 BİN GENÇ KAZANDIĞI ÜNİVERSİTEYE KAYIT YAPTIRMADI Basında yer alan haberlere göre sınav sonucunda yerleşen adaylardan 336 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Üniversite terkleri, hatta sınavlara başvurudaki azalmanın gerekçelerinin başında ekonominin geldiğini; ayrıca barınma, beslenme sorunlarının yanı sıra gençlerin eğitime olan inançlarının azalması, yükseköğrenim sonrası iş olanaklarının kısıtlılığı, “okuyup da ne olacak” anlayışının hakim olmasının da etken olduğunu daha önce ele almıştık.</p>
<p style="text-align: justify;">336 BİN GENÇ KAZANDIĞI ÜNİVERSİTEYE KAYIT YAPTIRMADI</p>
<p style="text-align: justify;">
Basında yer alan haberlere göre sınav sonucunda yerleşen adaylardan 336 bininin kayıt yaptırmadığı görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her ile üniversite açmak garabeti ile hareketle, laboratuvar ya da diğer donanımları eksik, akademisyeni dahi olmayan, kampüsü olmayan tabela üniversitelerinin geldiği nokta ile karşı karşıyayız.</p>
<p style="text-align: justify;">Üniversitelerdeki liyakatsizlik ve gerek akademik gerekse idari kadrolaşmada lakayıtlık, kayırmacılık da üniversiteleri bitirme noktasına getirmiştir. Üniversitelerin olduğu gibi akademisyenlerin mesleki özerkliğinin de yok edilmesi bu süreci körüklemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İŞE ALIMLARDA KRİTER OLMAKTAN ÇIKAN DİPLOMA</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durum iş dünyası tarafından da kabul edildiğinden işe alımlarda teknik zorunluluklar dışında öne çıkan kriter diploma olmaktan çıkmıştır. Teknik alanlarda örneğin gıda alanında gıda, inşaat alanında inşaat mühendisi istihdam zorunluluğu gibi durumlar dışında diplomalar adeta anlamsız hale getirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı üniversitelerin diplomaları ulusal ve uluslararası alanda önemini sürdürürken bu üniversitelerin dahi haksız ve hukuksuz uygulamaların merkezi haline getirilmesi ortaya çıkan tabloyu izah edecek niteliktedir. Boğaziçi Üniversitesindeki kayyum tartışmaları, ses çıkaran akademisyen ve öğrencilerin maruz kaldığı uygulamalar en bariz örnek olarak karşımızdadır. Diplomanın olmazsa olmaz olduğu kamuda ise işe alımdaki sayı azlığı yine üniversiteye olan gerekliliği adeta yok etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Akademisyenlerin akademik çalışmalarının istatistiklerinin dahi çok kötü olduğu bilinen bir gerçektir.<br />
Kaldı ki akademisyenlerin kendi alanlarında dahi söz söyle(ye)medikleri ortadadır. Örneğin eğitim fakültelerinin verdiği eğitim ve diplomayı adeta yok sayar nitelikteki Milli Eğitim Akademisi yasası TBMM&#8217;de görüşülürken 100 civarında eğitim fakültesi olan üniversitelerden neredeyse tek ses çıkmaması çok bariz bir örnektir.</p>
<p style="text-align: justify;">EĞİTİM VE İŞ DÜNYASINI BEKLEYEN TEHLİKE</p>
<p style="text-align: justify;">İşte tüm bu gerekçelerin yanında önümüzde duran en büyük tehlikelerden biri de gelecekte genç sayımızın azalacak olmasıdır. 2000’li yılların başında her yıl yaklaşık 1.3 milyon bebek dünyaya gelirken bugün gelinen noktada sayı 900 binlere düşmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Yükseköğrenimimiz adeta can çekişirken gençlerin yurtdışına adeta kaçış hayalleri de sorunun kaynağı olarak karşımızda durmaktadır. Yükseköğrenimdeki bu gidişat ile ilgili gerçek çözümler bulunmaması halinde ülkemiz daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Maksut Balmuk</p>
<p>Öğretmen, Yazar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.odatv.com/egitim/odatv-fikri-takipte-336-bin-genc-universiteden-vazgecti-egitim-ve-is-dunyasini-bekleyen-tehlike-120134583" target="_blank" rel="noopener">Odatv.com</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler neden çocuk istemiyor&#8230; Esas tehlike orada</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/gencler-neden-cocuk-istemiyor-esas-tehlike-orada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 18:38:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5283</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de düşen doğum oranları, artan boşanmalar ve ekonomik güvensizlik, &#8220;üç çocuk&#8221; çağrısını karşılıksız bırakıyor. Eğitimden sağlığa uzanan yapısal sorunlar çözülmedikçe nüfus azalmasının durması zor görünüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın sık sık dile getirdiği konu olan nüfusumuzdaki artış oranının düşmesi gerçek bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. AKP iktidara geldiğinde Türkiye&#8217;nin nüfusu 65 milyon civarında idi. O yıllarda dahi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Türkiye&#8217;de düşen doğum oranları, artan boşanmalar ve ekonomik güvensizlik, &#8220;üç çocuk&#8221; çağrısını karşılıksız bırakıyor. Eğitimden sağlığa uzanan yapısal sorunlar çözülmedikçe nüfus azalmasının durması zor görünüyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın sık sık dile getirdiği konu olan nüfusumuzdaki artış oranının düşmesi gerçek bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. AKP iktidara geldiğinde Türkiye&#8217;nin nüfusu 65 milyon civarında idi. O yıllarda dahi her yıl ortalama olarak 1.2 milyonun üzerinde çocuk dünyaya geliyordu. Hatta 2014 yılında doğan bebek sayısı 1 milyon 345 bin olmuş ve rekor kırılmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Nüfusumuz AKP iktidarı döneminde 65 milyondan 86 milyona çıktığı halde 2025 yılında doğan bebek sayısı 900 bin civarına düştü. Yani doğan bebek oranın yaklaşık 400 bin azalma var.</p>
<p style="text-align: justify;">2002 Yılı Evlenme ve Boşanma İstatistikleri</p>
<p style="text-align: justify;">*Evlenen Çift Sayısı: 510 bin 155<br />
*Boşanan Çift Sayısı: 95 bin 323</p>
<p style="text-align: justify;">2024 Yılı Verileri</p>
<p style="text-align: justify;">*Evlenen Çift Sayısı: 568 bin 395<br />
*Boşanan Çift Sayısı: 187 bin 343 (Bu rakam, Türkiye tarihinde kaydedilen en yüksek boşanma sayılarından biri olarak dikkat çekiyor).</p>
<p style="text-align: justify;">22 yılda nüfus yüzde 25 artarken evlenme oranındaki artış yüzde 11&#8217;lerde kaldı. Ayrıca boşanma oranı da yüzde 50 arttı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak az evlilik, az çocuk sahibi olma ve çok boşanma durumu söz konusu. Bunun en önemli sebebinin ekonomik sebepler olduğunu söylemek her halde yanlış olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet Cumhurbaşkanı Erdoğan bu soruna haklı olarak dikkat çekiyor ama ülke ekonomisi güven vermedikçe, dış borcumuz arttıkça, gelir düzeyi düştükçe, adalete olan güven azaldıkça nüfusun artmaması da gayet doğal değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Hiç kimse Cumhurbaşkanı istedi diye çocuk sahibi olmaz. Erdoğan&#8217;ın 3-5 çocuk istemesi sonucu değiştirmiyor çünkü herkes &#8220;Cumhurbaşkanı istiyor ama doğacak çocuğa o bakmıyor&#8221; cümlesini kuruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yuva kurmak toplumumuzda halen önemli ama evlilik maliyetleri o kadar arttı ki devlet teşvikleri adeta devede kulak kalıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Erdoğan 2025&#8217;i aile yılı olarak ilan etmişse de 2025 yılının aileler açısında çok büyük bir değişimle sonuçlandığını söylemek mümkün değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Her evli çift doğal olarak çocuk sahibi olmak ister fakat daha öncesinde doğacak çocuğun sağlığı, eğitimi, geleceği, evliliği, işi gibi konular öne çıkıyor. Gençler arasında tek çocuk yaygınlaşıyor çünkü &#8220;İmkanımı tek çocukta yoğunlaştırıp sağlıktan eğitime imkan sağlamam ancak mümkün olur&#8221; diyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Çocuğu veren Allah rızkını da verir&#8221; dönemi artık sona ermiş durumda. Yani &#8220;Az olsun öz olsun&#8221; diyor çiftler.</p>
<p style="text-align: justify;">Sağlık özel sektöre kaymış durumda. Eğitimde de devlet okullarının her geçen gün içinin boşaltılması, siyasileşmesi özel sektörü canlandırıyor ve bu da ailelerin çocuk sayısını kısıtlayan noktalardan.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışan nüfusun yarısının asgari ücretle çalıştığı, asgari ücretin de açlık sınırının altında olduğu düşünüldüğünde çocuk sayısındaki azalışın sebepleri daha net anlaşılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bunların yanı sıra günümüzde yaşanan işsizlik sorununun gelecekte çocuklar için geçerli olacağı düşüncesi de anne babaları çocuk sahibi olmakta geriye çekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün 30 yıl çalışan bir memurun emeklilikte alacağı ikramiye bir milyon TL civarında olup bu tutar bırakın çocuğa ev almayı evi döşemeye dahi yeter bir miktar değil. Oysa ki geçmişte emekli bir memur emekli ikramiyesi ile ev dahi alabilmekteydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece bu kadarla sınırlı değil sorunlar. Doğan/doğacak çocuk için annelerin işsiz kalması, gelirsiz kalması, hatta işini kaybetme riski. Çocuğu bırakacak yer olmaması, kreş imkanlarının kısıtlı ve paralı/pahalı olması da başka bir sorun.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’nin hızla;</p>
<p style="text-align: justify;">• Evlilik teşviklerini arttırması<br />
• ⁠Barınma imkanlarını geliştirmesi<br />
• Doğum öncesi ve sonrası ücretli izin sürelerini ilk etapta emzirme daha sonra da okul öncesi çağa kadar uzatması<br />
• ⁠Nitelikli kreş imkanlarını arttırması<br />
• ⁠Çocuk yardımı miktarlarını 300-600 TL gibi bir paket bebek bezi fiyatlarında tutmaktan vazgeçmesi<br />
• ⁠Sağlığa erişimde çocuklu ailelere ve özellikle çocuklara yönelik pozitif adımlar atılması<br />
• ⁠İş imkanları noktasında yeni teşvikler getirilmesi,</p>
<p style="text-align: justify;">gibi bir dizi tedbirler almadıkça yıllık doğum sayımız hızla düşmeye devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yakın gelecekte bir yılda doğan bebek sayısının bir yılda gerçekleşen evlilik sayısına (yaklaşık 500 bin) düşerse şaşırmayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sayı düşüşü yakın bir zamanda okullardaki çocuk sayısın da daha hissedilir olacak ve okullar adeta çocuk aramaya başlayacaktır. Devlet okullarında uygulanan yanlış politikalar sonucu özele kaçıştaki artış devlet okullarındaki sayıyı daha da aşağıya çekecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her yıl 3-4 bin anasınıfını kapatacak kadar çocuğun azaldığını unutmayalım. Mevcut durumda sınıf sayısını düşürüp kapatmayı tolere edebiliyoruz ama yakın gelecekte bu da mümkün olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı okullarda şube kapatmak gibi anlamsız hatta hukuksuz uygulamalar olduğunu da unutmamak gerekir. Bu noktada MEB’in mutlaka tedbir alma, uygulama birliği sağlama zorunluluğu vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet nüfus artışımızdaki düşüş bir sorun ama bu sorunu aşmak sadece istemekle, dile getirmekle mümkün değil. Bu sorun sadece eğitimde değil bir çok alanda sorun yaratacak niteliktedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Maksut Balmuk<br />
Öğretmen, Yazar</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="https://www.odatv.com/guncel/gencler-neden-cocuk-istemiyor-esas-tehlike-orada-120134114" target="_blank" rel="noopener">Odatv.com</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Açıklamanın Tamamı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Okul Yöneticileri MEB’in Tezgahından Geçecek<br />
MEB öğretmen atamada olduğu gibi okul yöneticilerinin tespitinde de mülakatı kaldırdı. Bu nokta önemli sayılıyor ama 2024’de öğretmenlik mesleği kanunun TBMM görüşmelerinde dile getirdiğimiz sorunlu durumlar bir bir uygulamaya geçmektedir.<br />
Mülakat kalktı yerine akademi eğitimi geldi. 30 Ocak’ta yayımlanan yönetmeliğe göre okul yöneticisi olmak için önce yazılı sınavı geçmelisiniz ardından akademide eğitime alınacaksınız. Akademi eğitimi sonrasında yeniden sınav olacak ve bu sınav puanına göre okul müdürü/müdür yardımcısı olacaksınız.<br />
AKP iktidara gelmeden önce 1998’de yöneticilik için eğitim şartı gelmişti. Eğitim yöneticisi olacaklar eğitime alınıyorlardı. 2004’den günümüze ise MEB sürekli mülakat, sözlü sınav, takdir puanı gibi kriterlerle elinde tutmaya çalıştı yönetici atama sistemini.<br />
Eğitim kurumu yöneticilerinin atanmadan önce eğitime alınmaları bence de kıymetli. Çünkü uygulamada liyakatsizlikleri ortaya çıkıyor ve bu da okuldaki çalışma barışını, güvenliği yani eğitimi doğrudan etkiliyor.<br />
Eğitim yöneticiliğine eğitim gelmesi doğru bir adım ve bunu özellikle yandaş ve iktidar ortağı yanlısı sendikalar sahiplenmiş durumdalar.<br />
Eğitimin olmasında sorun yok aksine doğru bir yaklaşım. Bir öğretmen olarak öğretmen atamada getirilen akademi eğitiminde üniversiteleri yok sayan anlayışa ne denli karşı çıktıysam yönetici atamadaki eğitimi o denli destekleyebilirim.<br />
Fakat konuya bütünsel baktığımızda daha yazılı sınavdan çok yüksek puan alan bir öğretmen nasıl ki keyfi olarak mülakatta baraj altı puan verilerek eleniyorduysa şimdi aynısı akademide yapılabilecek. Hatta herkesin aynı şartlarda katıldığı yazılı sınavdan 100 tam puan alsanız bile akademi sonrası sınav ile yönetici yapılmamanız mümkün olacak.<br />
Evet akademi eğitimi geldi ama içerik dahi net değil.<br />
Yönetici adayı merkezi yapılacak yazılı sınav gibi objektif kriterlere göre belirlenip hatta atamaları yapıldıktan sonra akademik eğitime alınmış olsaydı bu sistem sahiplenilebilirdi ama akademi sonrası elemeyi esas alan bir sistem doğru bir sistem değildir. Akademi sonrası yapılacak sınavlarda bir şaibe olup olmayacağını, adil ve objektif bir değerlendirme olup olmayacağını kestirmek mümkün değil. Çünkü kurumlar yıpratılmış ve son yıllarda güven bir hayli sarsılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şahin Aybek ile Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/sahin-aybek-ile-turkiye-hepimizin-egitim-hepimizin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 19:18:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5279</guid>

					<description><![CDATA[Şahin Aybek&#8217;in(@sahin_aybek) &#8220;Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin&#8221; programının konuğu öğretmen yazar Maksut Balmuk (@MAKSUTBALMUK) oldu. &#8220;MEB&#8217;DE FİLOZOFLAR (!) DÖNEMİ&#8221;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şahin Aybek&#8217;in(@sahin_aybek) &#8220;Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin&#8221; programının konuğu öğretmen yazar Maksut Balmuk (@MAKSUTBALMUK) oldu. &#8220;MEB&#8217;DE FİLOZOFLAR (!) DÖNEMİ&#8221;</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/gaPZyNSsmJI?si=X77rlO2k3a0rojHv" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmamoğlu Diploma Davası ve Hukuk Güvenliği Sorunu</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/imamoglu-diploma-davasi-ve-hukuk-guvenligi-sorunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 05:42:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5276</guid>

					<description><![CDATA[İmamoğlu’nun diplomasının iptali ile ilgili mahkeme kararının gerekçesi ortaya çıktı. Kazanılmış hak ile ilgili bir yargı kararı üzerinden bir değerlendirme yapacak olursak; “Danıştay hatalı idarî işlemin geri alınması ile ilgili bir kararında, kanuna aykırı olarak göreve aldığı memurlardan adaylık süresinid oldurmayanların görevine her zaman son verilebileceğini, adaylık süresini doldurmuş, asaleti tasdik olunmuş ve üzerinden uzun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İmamoğlu’nun diplomasının iptali ile ilgili mahkeme kararının gerekçesi ortaya çıktı. Kazanılmış hak ile ilgili bir yargı kararı üzerinden bir değerlendirme yapacak olursak;</p>
<p style="text-align: justify;">“Danıştay hatalı idarî işlemin geri alınması ile ilgili bir kararında, kanuna aykırı olarak göreve aldığı memurlardan adaylık süresinid oldurmayanların görevine her zaman son verilebileceğini, adaylık süresini doldurmuş, asaleti tasdik olunmuş ve üzerinden uzun bir süre geçmiş olanların görevlerine son verilemeyeceğini, sahte sınav belgeleri ile göreve başlayan memurların ise, hile ve gerçek dışı beyan sonucu işlem tesis edildiği için görevlerine her zaman son verilebileceğini, ancak bunun için belgelerin sahteliğinin sabit olması gerektiğini, sınav belgelerinin doğruluğu konusunda kesin kanıt elde edilemeyen memurların görevine son verilemeyeceğini çünkü, idarî işlemlerdeki doğruluk karinesinin burada uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. Buna göre diğer idarî işlemlerde olduğu gibi memurun göreve alınmasında da iyiniyet asıl olup, kazanılmış hak ancak iyiniyetin varlığı halinde korunacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">”Kaynak:<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/262807" target="_blank" rel="noopener"> https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/262807</a> demiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İmamoğlu hakkında verilen kararda Üniversitenin hata yaptığı kabul edilmektedir. İdarenin hataları yüzünden kişi mağdur edilemez. Hatalı işlemin üzerinden 30 yıl geçtikten sonra elde edilen hakkın kazanılmış hak olmayacağını iddia etmek ise idari hukukumuzdaki idari istikrar ve içtihatlara da açıkça aykırıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer İmamoğlu bu hakkı elde ederken sahte yada hileli bir belge sunmuş olsaydı yine diploması iptal edilebilirdi fakat burada kişilerin bir kusuru ya da hilesi söz konusu değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda kazanılmış hak sayılması gereken bir işlemin iptali hukuki içtihatlarımızı da inkar anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki yargı kararı açıkça ne diyor: “idare hukuka bir şekilde kişiyi memuriyete almış. Bu hatalı işlemde memurun bir kusuru yada hilesi yok ve üzerinden de bir zaman geçmiş olduğundan kazanılmış hak olarak kabul etmek gerekir.” Diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İmamoğlu’nun diploması ile ilgili olarak da hem İmamoğlu’nun hilesinin olmaması tamamen üniversitenin(idarenin) hatasından kaynaklı bir durum olması ve üzerinden 30 yılın üzerinde bir zaman geçmiş olması nedeniyle kazanılmış hak olarak kabul edilmesi gerekirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Benzer bir duruma da eski bakan Hulusi Akar’ın kızı ile ilgili uygulamada rastlamıştık. Akar’ın kızı ABD’de biyoloji okurken Türkiye de Hacettepe Üniversitesine yatay geçiş yaptığı ve doktor olduğu kamuoyuna yansımıştı. Konu ile ilgili CİMER’e yapılan başvuruya verilen cevapta “22 yıl önce gerçekleşen konunun zaman aşımı nedeniyle geri alınabilmesinin/incelenebilmesinin mümkün olmadığı” şeklinde ifadeler yer almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">İmamoğlu kararında; organize ve iyi niyetten uzak bir yaklaşım olduğu, hatalı işlemden İmamoğlu’nun haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı görüşüne yer verilmiştir. Hayatın doğal akışına asıl aykırı olan; 36 yıl önce 1990’da 19 yaşında bir gencin böylesine detaylı bir hukuki süreçten haberdar olabileceğine kanaat getirmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">“Türkiye de yargıçlar var” sözünü çok kez duyduk umut ediyorum ki bu davanın üst mahkeme aşamalarında da bu sözü söyleyebilelim. Aksi halde hukuktaki idari istikrardan da hukuk güvenliğinden de söz edemeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Maksut Balmuk</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen, Yazar</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="https://www.nirvanasosyal.com/h-2957-imamoglu-diploma-davasi-ve-hukuk-guvenligi-sorunu.html" target="_blank" rel="noopener">Nirvana Sosyal Bilimler</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzbinlerce öğretmeni etkileyecek mevzuat yürürlükte</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/yuzbinlerce-ogretmeni-etkileyecek-mevzuat-yururlukte/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 17:13:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5270</guid>

					<description><![CDATA[“Sayıları yüzbinleri bulacak öğretmenleri zor ve sorunlu bir süreç beklemektedir…” “Bu süreçte en çok tartışılacak konu ilçe gruplarının yaratacağı mağduriyetler olacak. Çünkü yüz kilometreyi bulan mesafedeki ilçeler aynı ilçe grubu içerisine alınmış durumda. Bu durum hem rotasyon hem de norm fazlası atamalarda sorun yaratacaktır.” Eğitimci Maksut Balmuk ile öğretmenlerin yeni atama ve yer değiştirme yönetmeliğini konuştuk. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>“Sayıları yüzbinleri bulacak öğretmenleri zor ve sorunlu bir süreç beklemektedir…”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Bu süreçte en çok tartışılacak konu ilçe gruplarının yaratacağı mağduriyetler olacak. Çünkü yüz kilometreyi bulan mesafedeki ilçeler aynı ilçe grubu içerisine alınmış durumda. Bu durum hem rotasyon hem de norm fazlası atamalarda sorun yaratacaktır.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimci Maksut Balmuk ile öğretmenlerin yeni atama ve yer değiştirme yönetmeliğini konuştuk.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SAYIN BALMUK 9.1.2026’DA MEB BİR DÜZENLEME YAPTI. BİZİ GENEL HATLARIYLA BİLGİLENDİREBİLİR MİSİNİZ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">MEB tarafından öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde değişikliğe gidildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmelikte değişiklik zorunluluğunu 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunun yayımlandığı 17.10.2024’den beri dile getirmiştim.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmeliklerin kanuna uyarlanması bir zorunluluktu. Buna rağmen MEB son bir yıl içerisinde yönetmelikte yer almadığı ya da yönetmelik kanuna uyarlanmadığı halde sıra tayini, norm fazlası atamaları, ilçe grupları … gibi uygulamalar yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu uygulamaların birçoğu da yargıya taşınmıştı. Ve öğretmenler lehine birçok kararlar çıkmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni yayımlanan yönetmelikle bu noktalarda düzenlemelere gidilmiş, böylece MEB yargı yolunda elini güçlendirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani mülga (kaldırılan) yönetmelikten çok farkı olmayan bir düzenleme söz konusudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayın Balmuk düzenleme ile yeni gelen hükümler nelerdir özetle söyleyebilir misiniz?</p>
<p style="text-align: justify;">Bunları bir kaç başlıkta toplayabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Hizmet puanı sisteminde yıllık hesap yerine günlük hesaba geçilmiştir.<br />
Sıra tayini geçen yılki Uygulama şeklinde yönetmelikte yerini aldı.<br />
⁠Yine norm fazlası atamalarda uygulanan ilçe grupları yönetmeliğe eklendi.<br />
⁠Aynı şekilde norm fazlası atamalara düzenleme geldi. Bu noktadaki düzenlemeyi özetleyecek olursak;<br />
Önce ilçe grubu içinde tercih alınacak<br />
İlçe grubunda atanamayanlar ya da tercih yapmayanlar öncelikle aynı ilçe içinde resen atanacaklar<br />
Burada da atanamayan ya da tercih yapmayanlar ilçe grubu içinde resen atanacaklar<br />
İlçe grubu içindeki resen atamalardan sonra da norm fazlalığı durumu devam ediyorsa bu kez il içinde boş kalan okullara tercih alınacak ve atanamamaları/tercih yapmamaları halinde bu kez il içinde resen atanacaklardır.<br />
<strong>SAYIN BALMUK BİR DE ROTASYON HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ? NEDİR? TARİHÇESİ VE KİMLERİ KAPSIYOR? UYGULAMA NASIL OLACAK?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet en çok konuşulan konu rotasyon. Yani Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi kapsamındaki atamalar yönetmelikte yine var. Yine var diyoruz çünkü kaldırılan yönetmelikte de vardı. Daha düne kadar yönetmelik maddesi olarak duruyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Rotasyon 2015 de yani bakan Tekin’in müsteşar olduğu dönemde idi ilk kez uygulamaya çalışıldı. Tercihler de alındı tam atamanın yapılacağı gece düğmeye basılmamış atamalar açıklan(a)mamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet 2015’den beri yönetmelikte var olan bir madde. Yeni yönetmelikte de var.</p>
<p style="text-align: justify;">Uygulama noktasında ben bu kez uygulayabilirler diye düşünüyorum. 30 Eylül itibari ile aynı okulda öğretmen olarak 12 yılı dolan öğretmenler rotasyona tabi olacak. Rotasyon atamaları Temmuz-Ağustos gibi yapılacak. (Yönetmelik öyle diyor ama Ağustos’tan önce teknik olarak yapılamaz.)</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü sıra tayinlerinde son sıra çalıştırma Ağustos ayında olacak. Rotasyona tabi olup sırada olanlar(boş/dolu) kadro durumunu etkilerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Rotasyona bağlı atamalar ilçe grupları içinde yapılacak. Yani ilçe grubu içindeki boş kadrolar ile 12 yılını dolduranların boşaltacakları kadrolar tercihe açılacak.<br />
Tercihlerine atanamayanlar ile tercih yapmayanlar ilçe grubu içindeki boş kadrolara resen atanacaklar.<br />
Spor ortaokulu/lisesi BİLSEM, güzel sanatlar lisesi öğretmen atamaları yönetmelikte ayrıca belirlenmiş durumda.<br />
⁠Yönetmelikte daha önce yer alan ve Danıştay tarafından iptali edilen pansiyonlu okullarda belletmenlik yapan öğretmenlere verilen ek puan yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeye göre imam hatipler için 0,2 puan verilirken diğer okullar için ise 0,1 puan verilmesi MEB’in okul türleri ile ilgili ayrımcılığını bir kez daha ortaya koymaktadır.<br />
<strong>SAYIN BALMUK; YÖNETMELİKTE EKSİK YA DA ÇIKARILDIĞINI GÖRDÜĞÜNÜZ MADDELER VAR MI?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Proje okulu saçmalığı ile ilgili bir düzenleme yok. Geçtiğimiz yıl çok büyük tartışmalara yol açan ve adeta kayırmacılığın adresi olan proje okulları bu yönetmelikte düzenlenmiş değil.<br />
⁠Hizmet puanında zorunlu hizmet kapsamındaki okullar için verilen %50 arttırımlı puan uygulaması kaldırılmış durumda.<br />
Mazeret atamalarında il/ilçe emri yine ortada bırakılarak adeta insafa kalmış durumda.<br />
Emeklilikten ve yöneticilikten boşalacak kadroların yer değiştirmede kullanılabilmesi için de tedbir alınmış değil.<br />
İlk etaptaki tespitlerim bu yöndedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SAYIN BALMUK GENEL OLARAK YÖNETMELİK İLE İLGİLİ DÜŞÜNCENİZ NEDİR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">MEB’in yaptığı bu düzenleme daha çok idarenin (MEB’in) elini rahatlatmaya yönelik diye düşünüyorum. Bu yönetmelik kanun gereği geç bile kalmıştır. Fakat öğretmen odaklı değil daha çok idare odaklı bir düzenleme olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu süreçte en çok tartışılacak konu ilçe gruplarının yaratacağı mağduriyetler olacak. Çünkü yüz kilometreyi bulan mesafedeki ilçeler aynı ilçe grubu içerisine alınmış durumda. Bu durum hem rotasyon hem de norm fazlası atamalarda sorun yaratacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SAYIN BALMUK TAKVİM NASIL İŞLEYECEK ?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">MEB ilk etapta norm fazlası atamaları yapacaktır (1-2 hafta içinde)<br />
Sırada yarıyıl tatili mazeret atamaları var<br />
Onu isteğe bağlı ⁠il içi atamalar takip edecektir.<br />
<strong>SAYIN BALMUK BU NOKTADA MEB’E ÖNERİLERİNİZ VAR MIDIR?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">MEB hızla 2026 atama takvimini açıklamalıdır.<br />
Rrotasyonun uygulanıp uygulanmayacağını net olarak ortaya koyması gerekmektedir.<br />
Mazeret atamalarında il ilçe emri uygulamasının olup olmayacağı önceden açıklamalıdır<br />
⁠İlçe gruplarının bu şekliyle uygulanması mağduriyetleri arttıracaktır. Bu nedenle bu noktada yeniden düzenleme yapmalıdır.<br />
Yönetmelikteki bazı teknik sorunları da açıklığa kavuşturmalıdır.<br />
Sonuç olarak; sayıları yüzbinleri bulacak öğretmenleri zor ve sorunlu bir süreç beklemektedir…</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Maksut Balmuk</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen, Yazar</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="https://halktv.com.tr/makale/yuzbinlerce-ogretmeni-etkileyecek-mevzuat-yururlukte-999621" target="_blank" rel="noopener">HalkTV.com.tr</a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzbinlerce Öğretmene İlçe Grubu Yolu Göründü</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/yuzbinlerce-ogretmene-ilce-grubu-yolu-gorundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 18:22:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5267</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="width: 480px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-5267-1" width="480" height="736" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/yuzbinlece-gretmen-atama.mp4?_=1" /><a href="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/yuzbinlece-gretmen-atama.mp4">https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/yuzbinlece-gretmen-atama.mp4</a></video></div>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/yuzbinlece-gretmen-atama.mp4" length="71021457" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Öğretmenlerin ek dersinde azalmanın nedenleri</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/ogretmenlerin-ek-dersinde-azalmanin-nedenleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 19:48:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5261</guid>

					<description><![CDATA[Öğretmenlerin ek ders ücretlerinin geç ödenmesi her zaman sorun olmuş fakat tartışma yaratan bu konu ile ilgili bir düzenleme yapılmamaktadır. Yıl boyunca devam eden geç yatma sorunu her yıl Aralık ayında zorunlu olarak farklılaşmakta ve öğretmenler Aralık ayı ek ders ücretlerini ay daha doğrusu yıl bitmeden almaktadırlar. Bunun da sebebi mevcut yılın ödemesinin gelecek yıla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Öğretmenlerin ek ders ücretlerinin geç ödenmesi her zaman sorun olmuş fakat tartışma yaratan bu konu ile ilgili bir düzenleme yapılmamaktadır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yıl boyunca devam eden geç yatma sorunu her yıl Aralık ayında zorunlu olarak farklılaşmakta ve öğretmenler Aralık ayı ek ders ücretlerini ay daha doğrusu yıl bitmeden almaktadırlar. Bunun da sebebi mevcut yılın ödemesinin gelecek yıla bırakıl(a)mamasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ek ders ücretlerindeki vergi hesaplarını da içeren detaylı bir yazıyı hesap örneğiyle birlikte 2024 yılında ele almıştık. Detaya bu linkten ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.memurlar.net/haber/1121597/ogretmenlerin-ek-ders-ucretleri-bu-ay-farkli-yatacak.html" target="_blank" rel="noopener"><em>https://www.memurlar.net/haber/1121597/ogretmenlerin-ek-ders-ucretleri-bu-ay-farkli-yatacak.html</em></a></p>
<p style="text-align: justify;">Aralık2025 ek derslerin hesaplara yatması ile birlikte öğretmenler bir şok yaşamışlardır. Çünkü yatan ek ders ücretleri diğer aylara göre yüzde 15-27 aralığında düşüş göstermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani örneğin; Ekim ayında bir ders için 163 TL ücret alınırken Aralık 2025&#8217;de bu tutar yıllık matrah durumuna göre 138,56 ile 119 TL aralığına gerilemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun nedenini kısaca özetleyecek olursak;</p>
<p style="text-align: justify;">2022 yılından beri gelir vergisi için asgari ücret kadar istisna uygulaması başlamıştır. Yani aylık gelirin(matrahın) asgari ücret kadar kısmından vergi alınmamaktadır. Aşan kısmı için ise vergi alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmenin/memurun matrah hesabı yapılırken tüm maaş değil sadece maaşın belli bir kısmı alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin 70bin TL maaşı olan bir öğretmenin aylık matrahı yaklaşık 18binTL civarındadır. Öğretmenin başka geliri yoksa (ek ders, sınav. vs) matrahı, asgari ücret olan 22bin TL&#8217;nin altında olduğu için o ay vergi ödemez. 22bini aşan miktarlar için ise vergi öder.</p>
<p style="text-align: justify;">Şöyle örnek verelim. Öğretmen Kasım ayı başında(Ekim ayı ek dersi) 5bin TL ek ders alsın. Kasım ayındaki ilk geliri bu olduğu ve asgari ücretin altında kaldığı için vergi kesilmeden alır ek ders ücretini.Bu öğretmen 15 Kasım geldiğinde maaşını alınca buradan da 18binTL matrah çıkınca ek ders ile birlikte matraha esas kazancı 18bin+5bin=23bine ulaşır. Buradan 22bin TL asgari ücret(yuvarlayarak yazıyorum) kadar kısmı düşersek öğretmenin maaşından 1000TL&#8217;lik kısım için vergi kesilir. Kesilen vergi yıl içinde ulaştığı vergi dilimine göre yüzde 15 ile yüzde 27 arasında değişir. Yani 1000 TL için 150-270TL aralığında vergi kesilir maaşından.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada ek ders ücretlerinin ay bittikten sonra (çalışılan ayın akabinde gelen ay başında) hesaplandığını bu nedenle bir sonraki ayın matrahına girdiğini hatırlatalım.</p>
<p style="text-align: justify;">2025 Aralık ayında ek dersler ay bitmeden hesaplandı çünkü 2026 bütçesine kalmaması gerekiyordu. Bu her yıl böyle olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Aralık 2025&#8217;de;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Ayın ilk günlerinde Kasım ayı ek ders ücreti alındı (diyelim ki 5 bin) Kasım ayına ait ilk gelir (asgari ücret altında) olduğu için vergi kesilmedi.<br />
2- 15 Aralık&#8217;ta maaş alındı (diyelim maaşa ait matrah 18binTL oldu). Maaştan yukarıdaki hesapta olduğu gibi 1000 TL için vergi kesildi.<br />
3- 2026 bütçesine kaymasın diye Aralık ek ders ücreti aralık bitmeden ödendi (önceki ay hesabına göre yine 5bin TL&#8217;lik ders olsun)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ay matrah aşıldığı için bu 5bin TL&#8217;nin tamamı için vergi kesilmiştir. Bu da önceki ayda da aynı saat ek dersi olan öğretmenin 5binTL yerine yüzde 15&#8217;lik dilimde ise (ki en azından yüzde 20&#8217;lik dilime geçiyor neredeyse tüm öğretmenler) 750 TL vergi ödemiş ve 4250 TL almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüzde 20&#8217;lik dilimde ise 4bin TL,<br />
Yüzde 27&#8217;lik dilimde ise 3650TL ek ders ücreti almıştır.<br />
Yani aralık ayı ek ders ücretlerinin hesaplamadan kaynaklı sebeplerle yüzde 15-27 aralığında düşük alınması söz konusu olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Maksut BALMUK<br />
Öğretmen, Yazar</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="https://www.memurlar.net/haber/1155442/ogretmenlerin-ek-dersinde-azalmanin-nedenleri.html" target="_blank" rel="noopener">Memurlar.Net</a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEB&#8217;İN EĞİTİMDEKİ 23 YILLIK HUKUK GARABETLERİ!</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/mebin-egitimdeki-23-yillik-hukuk-garabetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 12:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=5254</guid>

					<description><![CDATA[Şahin Aybek&#8217;in(@sahin_aybek) &#8220;Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin&#8221; programının konuğu eğitimci Maksut Balmuk(@MAKSUTBALMUK) oldu. &#160; &#160; Kaynak: HalkTV.com.tr]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Şahin Aybek&#8217;in(</span><span class="r-18u37iz"><a class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1wvb978 r-1loqt21" dir="ltr" role="link" href="https://x.com/sahin_aybek">@sahin_aybek</a></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">) &#8220;Türkiye Hepimizin Eğitim Hepimizin&#8221; programının konuğu eğitimci Maksut Balmuk(</span><span class="r-18u37iz"><a class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1wvb978 r-1loqt21" dir="ltr" role="link" href="https://x.com/MAKSUTBALMUK">@MAKSUTBALMUK</a></span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">) oldu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-5254-2" width="640" height="360" poster="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/halktv.jpeg" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/halktv-1.mp4?_=2" /><a href="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/halktv-1.mp4">https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/halktv-1.mp4</a></video></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=TM7gklBnG6Q">HalkTV.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/halktv-1.mp4" length="48227868" type="video/mp4" />

			</item>
	</channel>
</rss>
