<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel &#8211; Maksut Balmuk</title>
	<atom:link href="https://maksutbalmuk.com.tr/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://maksutbalmuk.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Aug 2024 17:18:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/cropped-m-1-jpg-32x32.webp</url>
	<title>Genel &#8211; Maksut Balmuk</title>
	<link>https://maksutbalmuk.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Öğretmenlere İl/İlçe Emri Gelecek mi?</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/ogretmenlere-il-ilce-emri-gelecek-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 17:18:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=4956</guid>

					<description><![CDATA[Öğretmenlerin yaz dönemi mazeret grubu atamalarında il/ilçe emri ile ilgili karar siyasi bir karar olup bu aşamada kesin bir şey söylemek yeni mağduriyetlere yol açabileceğinden biz değerlendirmemizi özellikle aile birliğinin mutlak sağlanması temennimiz ile genel olarak ele almak istiyoruz. Tam 18 yıldır memurlar.net&#8217;ten özellikle öğretmenlerin ve eğitimin sorunları üzerine yazan biri olarak son günlerde yoğun bir şekilde &#8220;öğretmenlerin mazeret grubu atamalarında il/ilçe emri olacak mı? sorusu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Öğretmenlerin yaz dönemi mazeret grubu atamalarında il/ilçe emri ile ilgili karar siyasi bir karar olup bu aşamada kesin bir şey söylemek yeni mağduriyetlere yol açabileceğinden biz değerlendirmemizi özellikle aile birliğinin mutlak sağlanması temennimiz ile genel olarak ele almak istiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Tam 18 yıldır memurlar.net&#8217;ten özellikle öğretmenlerin ve eğitimin sorunları üzerine yazan biri olarak son günlerde yoğun bir şekilde &#8220;öğretmenlerin mazeret grubu atamalarında il/ilçe emri olacak mı? sorusu ve destek talepleri ile karşılaşıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuya MEB ve Öğretmenler açısından bakarak gerçekliği</p>
<p style="text-align: justify;">
çıplaklığı ile ortaya koyup bir nebze de olsa öğretmenlere katkı sunacak olursak;</p>
<p style="text-align: justify;">
MEB Cephesi;</p>
<p style="text-align: justify;">
MEB yıllardır yapılan il/ilçe emri uygulamaları nedeniyle norm fazlası öğretmen sayısının kontrol edilemez bir soruna dönüştüğünü, bazı il ya da ilçelerde aynı alanda norm fazlası öğretmen varken yakın ilçelerde dahi boş kadro bulunduğunu, il/ilçe emri yapmaları halinde bu sorunun daha da büyüyeceğini söylüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">
Bu nedenle bu yıl mazeret atamalarında değişiklik yaparak memur eşlerin başka bir yerde birleştirilmesi uygulamasını başlattıklarını, açık tüm kadroların yanı sıra bazı proje okullarındaki kadroları da açtıklarını görüyoruz. Bu nedenle de il/ilçe emri düşünülmüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
Bu tedbirlere rağmen sorunun tam anlamıyla çözüleceğini düşünmediğimi belirtmek isterim.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet MEB bu tedbirleri aldı hatta bazı branşlar hariç ve illerin büyük çoğunluğunda mazerete tabi öğretmen sayısından fazla kadro açıldı diyebiliriz. Fakat o ilde fazla kadro açılması sorunu çözmüyor çünkü ilçelere arası mesafeler, ulaşım sorunları. gibi gerekçeler yakını uzak yapabiliyor. MEB&#8217;in açtığı kadrolar il bazlı yeterli olabilir fakat ilçe bazlı kadro/talep dengesi düşünüldüğünde sorun başlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
Kaldı ki il içi mazeret grubu atamaları daha büyük bir sorun olarak kaşımızda duruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">MEB bir de mazeret ataması olmayanların aylıksız izin hakları da var diye düşünebilir fakat bu ekonomik şartlarda bu hakkı kullanmak çok da mümkün görülmüyor.<br />
Öğretmen açısından;</p>
<p style="text-align: justify;">
Öğretmen açısından konuya yukarıda bir nebze değinmiş olsak da öğretmenlerin talebi tamamen insani ve aile birliğini sağlamaya yönelik.</p>
<p style="text-align: justify;">
Öğretmenleri en çok sıkıntıya sokan ise önlerini görememeleri adeta şansa bağlı bir durumla karşı karşıya bırakılmaları.</p>
<p style="text-align: justify;">
Kesin olarak il/ilçe emri yapılmayacağını bilseler belki de ona göre hareket edecekler. Fakat kesinlikle yapılmaz diye beklenen 2023 yılında da ilçe emri uygulaması yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">
Öğretmenler aynı beklenti içinde iseler bunun suçlusu tabii ki onlar değil. Geçmiş uygulamaların oluşturduğu beklenti ile bakan Tekin&#8217;in dahi kesinlikle olmayacak diyemiyor/demiyor olması.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu adeta ikircikli yaklaşım mağdur sayısını da arttırıyor. Şöyle düşünelim. İlçe emri olmayacağını düşünen öğretmen zor koşullarda da olsa uzak bir ilçeyi tercih edip atanırken tercih yapmayan ya da tercihine atanamayan öğretmene ilçe emri yapılınca MEB&#8217;e güvenen adeta cezalandırılmış oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
Ya da ya ilçe emri olursa (her yıl oluyor nede olsa düşüncesiyle) diye hiç tercih yapmayarak atama dışında kalması söz konusu.</p>
<p style="text-align: justify;">
MEB bu kadar tedbir aldığını söylüyor fakat halen net olarak ilçe emri olmayacak diyemiyor. Çünkü tercihler ve atamalar sonrası hangi manzara ile karşılaşacağını bilmiyor. Şu anda ilçe emri olacak dese boş kadrolar çok az tercih edilecek ve yakın ilçeler arasındaki boş kadro, norm fazlası sorunu daha da artacak.</p>
<p style="text-align: justify;">
Öğretmenlerin ekonomik olarak da zor durumda olduğu bu süreçte ailelerinden de ayrı kalmaları doğal olarak eğitim sürecini de etkileyecektir.<br />
Son yıllarda çalışırken elde edilen gelir ile emeklilik maaşı arasındaki farkın (%50-60 lara varan düşüş) artması emekliliğe de ket vurmuş ve daha az öğretmenin emekli olmasına yol açmıştır. Hal böyle olunca boş kadro sayılarında da artış olmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
Son dönemde tasarruf tedbirleri adı altında sınıf birleştirmelerin de arttığını duymaktayız. Oysa ki sınıf mevcudunun az olması ile eğitim arasında doğrudan ilişki söz konusudur. Derslik sorunu yaşanmayan yerlerde sınıf mevcutlarının azaltma yönünde esnetilmesi gerekir.
</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak; ilçe emri yapılıp yapılmayacağı noktasında net bir şey söylemek imkansız fakat bu kararın siyasi bir karar olacağını söyleyebiliriz. Tabii ki anayasal ve insani bir hak olan aile birliğinin sağlanması, öğretmenlerin ayrı aile sorunu ile derse girmemeleri en büyük temennimiz.</p>
<p style="text-align: justify;">
Maksut BALMUK</p>
<p style="text-align: justify;">
Öğretmen, Yazar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.memurlar.net/haber/1109773/ogretmenlere-il-ilce-emri-gelecek-mi.html" target="_blank" rel="noopener">Memurlar.Net</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş bulamayanlar okuldan da oldu!</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/is-bulamayanlar-okuldan-da-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2022 11:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=4092</guid>

					<description><![CDATA[MEB’in öğrenci sayısını 3 ayda yüzde 158 artışla 410 bine çıkarmakla övündüğü sistem çöktü. Okulunu bırakıp ‘maaş” ve ‘iş garantisi’ verildiği için mesleki eğitim merkezine geçen on binlerce öğrenci 2 ay içinde iş bulamayınca okullarından da oldu. Şimdi bu öğrenciler, örgün eğitimden kaydı silinip, açık öğretime gönderilecek. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer&#8217;in ‘iş ve maaş garantisi&#8217; sözü ‘devlet işe yerleştirecek&#8217; gibi algılandı. On binlerce lise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-4092"></span>MEB’in öğrenci sayısını 3 ayda yüzde 158 artışla 410 bine çıkarmakla övündüğü sistem çöktü. Okulunu bırakıp ‘maaş” ve ‘iş garantisi’ verildiği için mesleki eğitim merkezine geçen on binlerce öğrenci 2 ay içinde iş bulamayınca okullarından da oldu. Şimdi bu öğrenciler, örgün eğitimden kaydı silinip, açık öğretime gönderilecek.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer&#8217;in ‘iş ve maaş garantisi&#8217; sözü ‘devlet işe yerleştirecek&#8217; gibi algılandı. On binlerce lise hatta üniversite öğrencisi ‘iş ve maaş&#8217; umuduyla geçen Aralık ayında Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri (MTAL) bünyesine açılan Mesleki Eğitim Merkezi Programı&#8217;na (MESEM) geçti. Öğrenciler, maaşlı çalışıp, lise diploması alma umuduyla MESEM&#8217;e akın etti. Talep patlaması olunca MEB kayıtları, 4 Şubat&#8217;a kadar uzattı. Bakanlık, önceki gün MESEM&#8217;de kayıtlı öğrenci sayısının 3 ayda yüzde 158 artışla, 159 binden 410 bine çıkardıklarını gururla açıkladı.</p>
<p><strong>KAYITLARI SİLİNECEK</strong></p>
<p>Öğrencilere, ‘Haftanın bir günü okula gelerek, lise diploması alabilirsiniz&#8217; denilen programa kayıt yaptıran 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerine asgari ücretin yüzde 30&#8217;u (1275 TL) ve 12. sınıf öğrencilerine yüzde 50&#8217;si (2125 TL) maaş olarak İşsizlik Fonu&#8217;ndan ödenecek. Oysa, 2 ay içinde öğrenci eğer bir iş bulamaz veya bulduğu işten atılıp, yeni bir iş bulamazsa örgün öğretimden ilişiği kesilip, açık liseye gönderilecekti. Bakanlık şimdi 410 bin olan öğrenci sayısını yıl sonuna kadar 1 milyona çıkarmayı hedefliyor. Ama, 2 ay içinde kendi çabasıyla iş bulamayan on binlerce öğrencinin kaydını sistem otomatik siliyor.</p>
<p><strong>SİSTEMDE GİZLENİYOR</strong></p>
<p>Okul müdürleri, öğrenci sayısının artması için MEB&#8217;in kendilerine baskı yaptığını söylüyor. Öğrenci sayısı azalmasın diye 2 ayda iş bulamayanlar sistemde gizleniyor. Müdürler, 10 binlerce öğrenciyi sistemin otomatik olarak okuldan atacağını söyledi. Öğrenci iş bulsa da maaşı İşsizlik Fonu&#8217;ndan devlet ödüyor. İşverenler, çalışan öğrencilere ücret ödemiyor. Öğrenciye yaz tatili, ara tatil, yarıyıl tatili yok. İşçiler gibi yılda 1 ay izinleri var.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="zoomIt" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2022/04/05/meslek-lisesi-2.jpg" alt="" width="1200" height="556" /></p>
<h2>İstanbul birinci</h2>
<p><strong>Mesleki Eğitim Merkezlerinde en çok öğrenci olan 5 il şöyle:</strong></p>
<p><strong>İstanbul:</strong> 309 bin 510</p>
<p><strong>Gaziantep:</strong> 17 bin 413</p>
<p><strong>Adana:</strong> 17 bin 339</p>
<p><strong>Mersin:</strong> 16 bin 317</p>
<p><strong>Hatay: </strong>16 bin 154</p>
<h2>EĞİTİMCİLER NE DİYOR?</h2>
<h2>“MEB çocukları okul dışına itiyor”</h2>
<div class="content-inner-ad">
<div class="sozcu_content_area_load2-container dfp-container banner-size-w-300 banner-size-h-250">
<div id="sozcu_content_area_load2" data-google-query-id="CLX-ndet__YCFbqF_QcdQCMA8Q">
<div id="google_ads_iframe_/66738120/sozcu_body_intext_300x250_0__container__"><strong>Eğitim Uzmanı Maksut Balmuk: </strong>“Sosyolojik ve pedagojik olarak çok tehlikeli bir durum var. Zorunlu eğitim çağındaki öğrencileri okula teşvik etmesi gereken MEB, bu sistemle öğrencileri örgün öğretimden okul dışına açık öğretime itiyor. Çocuklar küçük yaşta patron baskısına maruz kalıp, eğitim dışına çıkarılıyor. Bakanlık, ‘Çocukları sistem içine alıyoruz, iş yerlerinde çalışıp, ailelerine ekonomik katkı sağlayacaklar&#8217; dedi. Okulu bırakıp MESEM&#8217;e koşan öğrenciler şimdi iş bulamadıkları için okullarından da oldu. Yetişkinler iş bulamazken, öğrenciler 2 ayda nasıl iş bulsun?”</div>
</div>
</div>
</div>
<div id="attachment_7056623" class="wp-caption alignnone">
<p><img decoding="async" class="zoomIt" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2022/04/05/balmuk.jpg" alt="" width="1200" height="845" aria-describedby="caption-attachment-7056623" /></p>
<p id="caption-attachment-7056623" class="wp-caption-text">Balmuk</p>
</div>
<h2>“İşsiz, okulsuz kaldılar”</h2>
<p><strong>İzmir&#8217;de meslek lisesi müdürü M.Ö:</strong> “Lise mezununa 6 ay bin saatlik bir programla eskiden Ustalık Belgesi verilirdi. Şimdi, üste maaşla bedavadan lise diploması verilecek. Kayıtlı öğrenci sayısı 3 ayda 3 kat arttı ama öğrenci sayısı artmadı. ‘6-8 ayda lise ve üniversite mezunu gençlere istedikleri alanda istihdam garantili iş&#8217; dediler. Bunu duyan herkes okullara akın etti. ‘İş garantisi yok. İşi siz bulacaksınız&#8217; diyoruz, kızıyorlar. Üniversiteyi bırakıp MESEM&#8217;e gelenler bile oldu. 2 ayda iş bulamadıkları için hem işsiz hem okulsuz kaldılar. ”</p>
<h2>“Baskıdan silemiyoruz”</h2>
<p><strong>Ankara&#8217;da meslek lisesi müdürü A.T:</strong> “MEB, mesleki eğitimde öğrenci sayısını artırmak için okullara baskı yapıyor. 2 ayda iş bulamayan öğrencinin kaydını silip, açık liseye göndermemiz gerekiyor. Ama mesleki eğitimde öğrenci sayısı düşmesin diye baskıdan silemiyoruz. ‘İş garanti&#8217; denildiği için gelip kayıt yaptıranları kayıttan sonra bir daha görmedik. Okulumda, kaydı silinmesi gereken 30 öğrenci var. Bazı okullarda bu sayı 50&#8217;yi geçti. Sadece 3 öğrencili sınıflar da var. Kamu kaynakları israf ediliyor.”</p>
<h2>“Diploma alamayacaklar”</h2>
<p><strong>İstanbul&#8217;da meslek lisesi müdürü R.K:</strong> “Yaş sınırı yok. Okulumda, 15 yaşında ve 45-50 yaşında saç sakal beyazlamış öğrenciler kayıtlı görünüyor. Haftada 1 gün gelmeleri gerekse de gelmiyorlar. Gelen de, okulu ciddiye almadığı için disiplini bozuyor. Ailesine ekonomik katkı için maaş nedeniyle kaydını MESEM&#8217;e alan çocuklar da var. Şimdi 2 ayda iş bulamadıkları için diploma alamayacakları gibi eski okulları yani örgün öğretime geri de dönemiyorlar. ”</p>
<h2>Soru – Cevap</h2>
<h2>■ Bakanlık ne diyor?</h2>
<p><strong>Genç işsizlik azalacak</strong></p>
<p>“Mesleki Eğitim Kanunu&#8217;nda değişiklikler meyvesini veriyor. MESEM&#8217;e kayıtlı öğrenci sayısı, yüzde 158 artışla, 159 binden 410 bine yükseldi. 2022 sonundaki 1 milyon öğrenci hedefimizin yüzde 41&#8217;ine 3 ayda ulaştık. Kayıt yaptıran öğrenci aylık bin 275 lira, 3 yıl sonunda kalfa olup 2 bin 125 lira ücret alıyor. Ücreti, devlet ödüyor. Kayıtlı 410 bin öğrencinin 222 bin 283&#8217;ü yani yüzde 54&#8217;ü 19 yaş ve üzeri. Genç işsizlik azalacak.”</p>
<h2>■ Yasa ne diyor?</h2>
<p><strong>İşi öğrenci bulacak</strong></p>
<p>3308 sayılı yasa değiştirildi. Meslek liselerinde verilen, “Coğrafya, Fizik, Kimya, Biyoloji, Felsefe, Yabancı Dil, Beden Eğitimi, Görsel Sanatlar, Müzik, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü” gibi fark derslerini tamamlayan MESEM öğrencileri lise diploması alabilir. 2 ay içinde iş bulamayanlar ise açık liseye gönderilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.sozcu.com.tr/2022/egitim/is-bulamayanlar-okuldan-da-oldu-7056614/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">https://www.sozcu.com.tr/2022/egitim/is-bulamayanlar-okuldan-da-oldu-7056614/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Proje okulundaki yanlış uygulamalar durdurulmalı!</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/proje-okulundaki-yanlis-uygulamalar-durdurulmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 21:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=4040</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde okullara proje okulu öğretmen atamaları ile onlarca yazı gelmektedir. Bu yazıların yazılması, kurumlara iletimi, öğretmenlere duyurulması, hepsi zaman ve emek isteyen, kırtasiye masrafı yaratan aşamalar. Bunun durdurulması ve uygulamanın adil bir sisteme büründürülmesi gerekmektedir. 2014 yılında 6528 sayılı yasa ile 652 sayılı KHK&#8217;ya şu hüküm eklenmişti: &#8220;(9) (Ek: 1/3/2014-6528/22 md.) Yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-4040"></span>Son günlerde okullara proje okulu öğretmen atamaları ile onlarca yazı gelmektedir. Bu yazıların yazılması, kurumlara iletimi, öğretmenlere duyurulması, hepsi zaman ve emek isteyen, kırtasiye masrafı yaratan aşamalar. Bunun durdurulması ve uygulamanın adil bir sisteme büründürülmesi gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">2014 yılında 6528 sayılı yasa ile 652 sayılı KHK&#8217;ya şu hüküm eklenmişti:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;(9) (Ek: 1/3/2014-6528/22 md.) Yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ve ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlar, Bakan onayı ile proje okulu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ve programları uygulanan okul ve kurumlar ile Bakan onayıyla doğrudan Bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumlara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri Bakan tarafından yapılır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu maddeye göre proje uygulayan okulların yönetici ve öğretmen atamaları bakanlıkça yapılacaktı. Proje uygulayan okul sayısı ilk etapta elle sayılır miktarda iken bugün binleri aşmıştır. Bu da onbinlerce öğretmeni ilgilendiren bir konu anlamına gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelinen noktada sınavla öğrenci alan tüm okulların proje okulu olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Proje okulu ile ilgili kanun düzenlemesinden sonra yönetmelik düzenlemesi de yapılmıştı. Yönetmelikle ilgili açılan davada tüm öğretmenlerin haberdar edilmesi gerektiği, bu nedenle duyuru yapılmadan atama yapılmasının doğru olmadığı yönünde kararlar çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk etapta hiç duyuru yapılmadan tamamen keyfi atamalar yapılmakta iken gelinen noktada özellikle meslek liseleri duyurularını bu çağda el yordamıyla yapmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Lakin angarya ya, zaman ve iş gücü kaybına dönüşen bir durum söz konusudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmelik gereği Şubat/Mart ayları artan duyuru süreci hiç de sağlıklı işlememektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaldı ki duyuru yapılsa da liyakat esaslarının ya da herhangi bir kıstasın gözetildiği bir süreç söz konusu değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadroya onlarca kişi de başvursa idare(bakanlık) istediğini atayabiliyor. Hatta okul/ilçe/il tarafından teklif edilip (bu şekilde teklif zorunluluğu da yok) ataması yapılmayan öğretmenler var.</p>
<p style="text-align: justify;">Duyuru sürecinde bazen öğretmenler haberdar dahi edilmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Son günlerde okullara proje okulu öğretmen atamaları ile onlarca yazı gelmektedir. Bu yazıların yazılması, kurumlara iletimi, öğretmenlere duyurulması, hepsi zaman ve emek isteyen, kırtasiye masrafı yaratan aşamalar.</p>
<p style="text-align: justify;">MEB&#8217;in kasıtlı olarak istediği gibi keyfi atama yapabilmek adına yargı kararı gereği duyuruyu da formalite olarak gerçekleştirerek böyle bir yolu tercih ettiğini düşünmemek için sebep yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Bakan Özer&#8217;in bu konuyu yeniden ele alması; proje okulu sayısının kanunun çıkışına uygun bir şekilde azaltılması, duyuruların merkezi ve atamaların liyakat, puan (sınav olur, hizmet olur, hepsi bir arada . olur) üstünlüğüne göre yapılması gerektiği açıktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Proje okulu yönetici ve öğretmen atamalarının okullarda ve öğretmenler arasındaki iş barışını da zedelediğini belirtmek isteriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Maksut BALMUK</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bir kaç duyuru örneğini de paylaşalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4041" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/1-4.jpg" alt="" width="636" height="287" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/1-4.jpg 636w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/1-4-300x135.jpg 300w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4042" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/2-5.jpg" alt="" width="649" height="389" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/2-5.jpg 649w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/2-5-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 649px) 100vw, 649px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4043" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/3-1.jpg" alt="" width="685" height="366" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/3-1.jpg 685w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/3-1-300x160.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 685px) 100vw, 685px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4044" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/4.jpg" alt="" width="694" height="379" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/4.jpg 694w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/4-300x164.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 694px) 100vw, 694px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4045" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/5.jpg" alt="" width="623" height="345" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/5.jpg 623w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/5-300x166.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 623px) 100vw, 623px" /></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kaynak :  <a href="https://www.memurlar.net/haber/1016367/proje-okulundaki-yanlis-uygulamalar-durdurulmali.html" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">https://www.memurlar.net/haber/1016367/proje-okulundaki-yanlis-uygulamalar-durdurulmali.html</a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Danıştay&#8217;ın Hizmet Puanı Kararı Değerlendirmesi</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/danistayin-hizmet-puani-karari-degerlendirmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2021 17:11:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=3611</guid>

					<description><![CDATA[https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/d.mp4]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-3611"></span></p>
<div style="width: 640px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-3611-2" width="640" height="360" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/d.mp4?_=2" /><a href="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/d.mp4">https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/d.mp4</a></video></div>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/d.mp4" length="130360445" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Eğitimi düşünseler bunu yaparlar mı</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/egitimi-dusunseler-bunu-yaparlar-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2020 06:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=3545</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en büyük önemi eğitime veriyor, en büyük yatırımı eğitime yapıyoruz” tarzında çok sözünü duymuşuzdur. 18 yıldır klişe bir laf oldu artık. Okul öncesi eğitimin önemine değinmeyen ise kalmamıştır. Eğitimde bir adım bile ileri gidilememesinin en büyük sebebi, boş lafla karın doyurmaya çalışıp eğitime bakışımızın lafta kalması. Sadece bir ayı bulmayan kısa süre içerisinde yaşananlar aslında her şeyi özetliyor. Evet 19 Kasım’dan 14 Aralık’a kadar o [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-3545"></span>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın<strong> “en büyük önemi eğitime veriyor, en büyük yatırımı eğitime yapıyoruz” </strong>tarzında çok sözünü duymuşuzdur. 18 yıldır klişe bir laf oldu artık.</p>
<p>Okul öncesi eğitimin önemine değinmeyen ise kalmamıştır. Eğitimde bir adım bile ileri gidilememesinin en büyük sebebi, boş lafla karın doyurmaya çalışıp eğitime bakışımızın lafta kalması.</p>
<p><strong>Sadece bir ayı bulmayan kısa süre içerisinde yaşananlar aslında her şeyi özetliyor.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3546 size-full" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/11.png" alt="" width="416" height="257" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/11.png 416w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/11-300x185.png 300w" sizes="auto, (max-width: 416px) 100vw, 416px" /></p>
<p>Evet 19 Kasım’dan 14 Aralık’a kadar o çok önemli görülen okul öncesinde yaşananların özeti.</p>
<p>Öğretmenler bile<strong> &#8220;açacaksanız açın, kapatacaksanız kapatın ama bize bakıcı muamelesi yapmayın biz öğretmeniz&#8221;</strong> diyorlar.</p>
<p>Çünkü:</p>
<p>Kabine toplantısı sonrasında bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan <strong>&#8220;Sağlıkçılarımıza ve diğer çalışanlarımıza destek olmak amacıyla kamuya ait okul öncesi kurumları, ana sınıfları hariç, faaliyetlerini sürdürebilecektir&#8221; </strong>demişti.</p>
<p>Yani cumhurbaşkanı sağlık çalışanları ve diğer çalışanların çocuklarını bırakabilecekleri bir yer olsun diye açıyor anaokullarını.</p>
<p><strong>SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÇOCUKLARINA SAHİP ÇIKILMALI</strong></p>
<p>Evet sağlıkçılarımızın aklının çocuklarında olmaması, onların çocuklarının güvende olması çok önemli. Düşünce de yerinde ama bunun yeri eğitim sistemi olmadığı gibi yöntem de bu olmamalı…</p>
<p><strong>Bu kararı alanlara yani sağlık çalışanlarını düşünenlere açık çağrı:</strong></p>
<p>Sağlık çalışanlarının tamamının çocuklarının özel-resmi ayrımı olmaksızın gönderecekleri okullardaki ücretleri devlet tarafından karşılansın. Bunlara bu öğrencilere hizmet edecek çalışanlar da eklensin.</p>
<p>Covid-19 şartlarında yüz yüze eğitim yapacak öğretmenlerin ücreti diğer öğretmenlere göre özel-resmi ayrımı olmaksızın 2-3 kat arttırılsın ve devlet finanse etsin. Yani teşvik getirilsin.</p>
<p>Uygulama sadece çalışan ailelerin çocuklarına yönelik olsun. Ama olmaz kasa tamtakır.</p>
<p>Hadi bunları geçelim Cumhurbaşkanı eğitimci değil, bu işin özünü kavrayamayabilir. Öğretmeni ve verdiği önemi dilinden düşürmeyen, hatta kendisine yapılan hitaplardan en çok “hocam, öğretmenim”den hoşlandığını söyleyen Eğitimci, Eğitim Bilimci sayın bakan Prof. Dr.Ziya Selçuk Cumhurbaşkanına okul öncesi eğitim çok önemli bir alan, bu alanda çalışan öğretmenlerimiz eğitimci, onlara bakıcı muamelesi yaparcasına ‘atacağımız adım eğitime zarar verir’ diyemedi mi? Diyemediysek eğitimciliğimiz nerede kaldı, dediysek ve anlatamadıysak, dinletemediysek?</p>
<p><strong>Olacakları da yazalım bari. Bakanlık Cumhurbaşkanının açıklamasından;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3547 size-full" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb.png" alt="" width="503" height="523" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb.png 503w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb-289x300.png 289w" sizes="auto, (max-width: 503px) 100vw, 503px" /></p>
<p>MEB bunu anladı ve tweet’i attı. Bakanlık resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımı sayın Bakan da retweetledi.</p>
<p>Saat 10:45. Yani 22:45.</p>
<p><strong>Evet 22:45’te Tweet atarak sabahında okul açan ilk dünya ülkesi olduk. Eğitimde yeni bir rekora imza attık.</strong></p>
<p>Yarın sabah öğretmen okula gidecek mi? Gitmezse ne olur? Öğretmen gitti, çocuk gelmezse ne olacak? Hadi çocuk geldi, öğretmen gitmezse ne olacak? Akşam 22:45’e kadar oturmayan okul müdürü okulu açmazsa, yardımcı personel kaloriferi yakmazsa ne olacak?</p>
<p>Düşünen var mı? Doğru ya “kervan yolda dizilir” alıştık, hatta kanıksadık artık bu tip şeyleri. Bu yüzden şaşırmayı bile unuttuk.</p>
<p>Bakanlığın resmi web sitesine baktım, tek haber yok. Temel Eğitim Genel Müdürlüğünde de yok. Tek resmi (!) açıklama Türkiye&#8217;de temsilcilik açmadığı için 30 Milyon TL ceza kesilen Twitter&#8217;da var.</p>
<p>Ama içi boş. Hangi okullar açılacak? Kaç öğrenci olursa açılacak? ‘Tam gün eğitim yapın’ derken bu kavram hiçbir anaokulu için geçerli değildir. Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları yönetmeliğinde tam gün tanımı yok. Ortaöğretim (lise) Kurumları Yönetmeliğinde ise Meslek Liselerinin uygulama okulları ile ilgili düzenleme var. Ve işin özünde sabahtan akşama eğitim veren kurumları anlamak gerekiyor.</p>
<p>Bugün resmi anaokullarının büyük bir kısmı ikili eğitim veriyor (sabahçı-öğleci) bir kısmı da normal eğitim yani sabah üç etkinlik öğleden sonra üç etkinlik yapılan okullar söz konusu. Covid nedeniyle ders (etkinlik) saati 30 dakikaya indirilmiş olup öğrenciler sadece 3 saat okulda kalacaklardır. Bu durum çalışan anne babanın çalışma saatini zaten karşılamaz.</p>
<p>İşin özü aslında çalışan anne babalardan çok özel anaokullarını rahatlatmak. Bunu açıkça yazamayanlar, söyleyemeyenler lafı dolandırıp duruyorlar.</p>
<p>Sonuç olarak tekrar ispatlandı ki okul öncesi yaş grubu zaten kendilerini koruyamıyorlar (maske, mesafe, temizliğe uyamıyorlar) onların uymasına da gerek yok onlara Covid-19 bulaşmadığı gibi bulaştırmıyorlar da(!). Okul öncesi öğretmenleri mi, onların hepsi zaten doğuştan aşılılar. Yarın MEB ya da Sağlık Bakanı bu yönde açıklama yaparlarsa şaşmayın.</p>
<p>Cumhurbaşkanının eğitimi düşündüğü yok, Bakan’ın zaten düşünmesine gerek yok.</p>
<p>Ne de olsa;</p>
<p>Binanın yeri değişemez deyip fayın yerini meclis kararıyla değiştiren belediyelere,</p>
<p>Tüm bilimsel verilere rağmen karantina süresini TOBB başkanı istedi diye 14 günden 10 güne indiren bilim adamlarına, doktorlara, <strong>sahip bir ülkeyiz.</strong></p>
<p>Bize bir şey olmaz, her şeyimiz bilimsel (!), gerçekçi (!) ve bize özgü ne de olsa.</p>
<p><strong>Maksut Balmuk</strong></p>
<p>Kaynak: https://odatv4.com/egitimi-dusunseler-bunu-yaparlar-mi-15122038.html</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hibrit eğitim nasıl gidiyor? Ayrıntılı bir analiz</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/hibrit-egitim-nasil-gidiyor-ayrintili-bir-analiz-kaynak-hibrit-egitim-nasil-gidiyor-ayrintili-bir-analiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 14:54:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=3519</guid>

					<description><![CDATA[MEB tarafından Covid-19 nedeniyle uygulanan hibrit eğitim sistemi uygulanıyor. Hibrit eğitim sisteminde bilindiği gibi uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim iç içe. Covid-19 nedeniyle yüz yüze eğitimde sınıfları seyrekleştirmek için sınıflar ikiye bölünüyor. Bazı okullar adlandırma da yapmış mavi grup kırmızı grup diye. Mavi grup Pazartesi -Salı günleri okula gelirken Çarşamba günü temizlik günü ve Perşembe- Cuma kırmızı grup okula gelip yüz yüze eğitim yapıyor. Yani bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-3519"></span></p>
<p style="text-align: justify;">MEB tarafından Covid-19 nedeniyle uygulanan hibrit eğitim sistemi uygulanıyor. Hibrit eğitim sisteminde bilindiği gibi uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim iç içe. Covid-19 nedeniyle yüz yüze eğitimde sınıfları seyrekleştirmek için sınıflar ikiye bölünüyor. Bazı okullar adlandırma da yapmış mavi grup kırmızı grup diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Mavi grup Pazartesi -Salı günleri okula gelirken Çarşamba günü temizlik günü ve Perşembe- Cuma kırmızı grup okula gelip yüz yüze eğitim yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani bir ilkokul öğrencisi haftanın 5 günü, 30 saat olarak göreceği derslerin sadece 2 günde ve 12 saatini yüz yüze alıyor. Geriye kalan 18 saat ise uzaktan eğitim ile yapılıyor. Aslında yapılamıyor desek daha uygun olur. Bu arada uzaktan eğitimde iki ayak var EBATV ve Canlı Ders uygulamaları.</p>
<p style="text-align: justify;">Ortaokulda ise haftada 5 gün 35 saat ders varken onlar da iki gün 12 saat ders alıyorlar yüz yüze.</p>
<p style="text-align: justify;">Liselerde genel olarak 5 gün 40 saat ders varken aynı uygulama söz konusu.</p>
<p style="text-align: justify;">Müfredat (dersin öğretim programı, kitapları, işlenişi&#8230; ) aynı yani haftada 30,35,40 saate göre ama yüz yüze ders saati yarının altında. Kaldı ki öğrenciler ilerleyen zamanda karşılaşacakları tüm sınavlarda müfredatın tamamından sorumlu olacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir de ders saati normal okul süresince 40 dakika şimdi ise 30 dakika.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu problemi bir çözelim diyorum ama atomu parçalamaktan daha zor görünüyor. Bir ilkokul öğrencisine haftada 30 saat ders programına göre her ders 40 dakika olacak şekilde vermekte zorlandığımız müfredatı haftada 12 saat ve bir ders saati 30 dakika olan sistemle vereceğiz. Hadi siz çözün.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ortaokul ve liselerde de aynı durum var.</b></p>
<div style="text-align: justify;">
<div id="div-gpt-ad-1560331211068-1" data-google-query-id="CIrIv7Ct-uwCFVdJ4Aodg78AqQ">
<p>Okul açılamadı, geç açıldı, açıldı kapandı vs bunlardan hiç bahsetmiyorum.</p>
<p><b>İlkokullara Örneklerle Bakalım.</b></p>
<p>Yani bir ilkokul öğrencisi haftanın 5 günü, 30 saat olarak göreceği derslerin sadece 2 gün ve 12 saatini yüz yüze alıyor. Geriye kalan 18 saat ise uzaktan eğitim yapılacakmış. Mış diyorum çünkü öğretmen mavi ve kırmızı gruba derse gelince haftanın 4 günü 24 saat yüz yüze ders yapıyor. Bir ilkokul öğretmeni 30 saat ders verebiliyor ve fazlasını verse de ücret alamaz. Zaten verecek zaman kalmıyor. Bu nedenle sadece 6 saat uzaktan (canlı ders) eğitimi verebiliyor.</p>
<p>Böylece bir ilkokul öğrencisi öğretmenini 12 saat yüz yüze görüyor 6 saat de canlı derste. Şimdi de Çizelgeye bakalım.</p>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3521 size-full" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb1-2.jpg" alt="" width="649" height="621" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb1-2.jpg 649w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb1-2-300x287.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 649px) 100vw, 649px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Evet çizelge ve açıklaması böyle. Normal alınması gereken saatleri değil bu çizelgeyi esas alın diyor. Ve burada olmayan derslerle ilgili</p>
<p style="text-align: justify;">diyor. Görüldüğü gibi normalde 7 saat tutan dersleri uzaktan yapın ama 6 saat yapın diyor. 7 yaparsan ücret de yok zaman da. 6 saatlik bu dersler öğrenci ve öğretmenin okula gitmediği ÇARŞAMBA günleri veriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen ve Öğrenci Robot Değil</p>
<p style="text-align: justify;">Yüz yüze yapılan derslerin saatlerinin (Türkçe-Matematik-Fen Bilgisi-Sosyal Bilgiler-Yabancı Dil-DKAB) toplamı normalde(Covid yokken) 23 saat fakat şu anda 12 saat olarak veriliyor. Kalan saatler ise açıkta yani verilmiyor. Öğretmen bunları da uzaktan verse ücret alamıyor mevzuat buna uygun değil kaldı ki öğretmen de öğrenci de robot değil. Gün içinde 6 saat ders girip bir de her gece bir o kadar daha PC&#8217;den ders anlatması ya da öğrencinin izlemesi gerekiyor ki buna robot bile dayanamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada normal yani Covid-19 pandemisi olmasaydı öğrencilerin almaları gereken ders saatlerini de (İlkokul/Ortaokul) paylaşalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3522 size-full" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb2.jpg" alt="" width="550" height="736" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb2.jpg 550w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb2-224x300.jpg 224w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu şartlarda elbet ki ders saatinin 30 dakikaya düşürülmesini, sınıfların ikiye bölünmesini, ve çocukların sadece iki gün okula gelmelerini eleştirmiyoruz ama bu kadar az zaman diliminde hiçbir şey olmamış gibi müfredatın anlatılmaya çalışılmasını, öğrencilerin tüm müfredattan sorumlu tutulmasını elbet ki eleştiriyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha ilginç bir şey anlatalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Velev ki yukarıda örnek verdiğimiz 4. Sınıfta hiçbir öğrenci okula devam etmiyor. Üstelik hastamız var, yaşlımız var, korkuyoruz&#8230; gibi haklı gerekçelerle öğrenci velisi dilekçe verip sınıfa hiç öğrenci gelmese de öğretmen okula geliyor, planlama yapıyor, derse hazırlık yapıyor ve ders saati bitene kadar okulda beklediği halde hiç ücret alamıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Uzaktan eğitim yani canlı ders uygulamasında da öğrenciler PC başına gelmezse/gelemezse öğretmenin ücreti kesiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hadi ücreti ya da bu canlı derslerde yaşanan güvenlik sorunlarını bir tarafa bırakıp başka bir şey anlatalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci velisi dilekçe vermiş çocuğumu yollamayacağım MEB bana böyle bir hak verdi ve kullanacağım diye. Bunu da tüm sınıf yapıyor. Yani o sınıfta okula gelen öğrenci yok. Öğretmen diyor ki madem öyle bari uzaktan eğitim (canlı ders) vereyim. Öğrenci ve veli de istiyor hatta dilekçe de veriyor. Yok hayır veremezsin deniliyor. Versen de ücret vermeyiz denilince olsun ücret de istemiyorum diyor ama olmaz yine de veremezsin deniliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Başka örnek; sınıf mevcudu düşük diyelim ya da az sayıda(tek grupluk) öğrencinin devam ettiğini düşünelim. O zaman öğretmen haftada sadece 12 saat yüz yüze eğitim veriyor. Ücretini tam alması için 30 saat girmesi gerekiyor. Fakat az öğrencili durumda dahi kalan 18 saatin uzaktan eğitimle tamamlanmasına izin verilmiyor. Sadece 6 saat uzaktan yapabilirsin deniliyor. O zaman da öğretmen haftalık 12 yüz yüze 6 uzaktan toplam 18 saat ders yapıyor ve bu da sadece maaş karşılığına denk geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bir de üstüne soruşturma</b></p>
<p style="text-align: justify;">Bir okulda aynen bu durum yaşandı. Bir sınıfta veliler biz çocuğumuzu yollamayacağız dediler. Öğretmen okula her gün geldi. Gelince de boş oturmayayım bari internetten canlı ders vereyim çocuklar eksik kalmasın dedi ve soruşturmayı yedi. Kılıfı da velileri sen örgütledin ondan gelmiyorlar. Hayır dese de soruşturma başladı. Öğretmen öğrenci gelmeyeceğini bildiği halde zaten her gün okula geliyor ders anlatmaktan neden imtina etsin ki?</p>
<p style="text-align: justify;">Okula gelmeyen çocuk ne olacak denildiğinde EBATV izlesin deniliyor ve fedakarlık yapan öğretmenler de böylece cezalandırılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bir de Ortaokula&#8217;a bakalım.</b></p>
<p style="text-align: justify;">Açık olan 8.sınıflara bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3523" src="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb3.jpg" alt="" width="681" height="573" srcset="https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb3.jpg 681w, https://maksutbalmuk.com.tr/wp-content/uploads/meb3-300x252.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 681px) 100vw, 681px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Evet normal müfedat (yukarıda vermiştik) 35 saat ama yüz yüze yapılan 12 saat. 23 saat kayıp var. Yani Covid-19 olmasa haftada 5 saat görülecek Türkçe ve Matematik derslerinin müfredatını 3 er saatte, 4 saat olan Fen Bilimlerini ise 2 saatte öğreteceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Sınıflar ikiye bölününce öğretmen ihtiyacı da çıkıyor ortaya doğal olarak. Şöyle ki:</p>
<p style="text-align: justify;">Normalde (Covid-19 olmasa) 30 saat dersi olan Matematik öğretmeninin tüm dersleri 8 sınıfa olsa 6 sınıfı var demektir. Şubeler ikiye bölündüğünde ve her gruba 3 saat ders düştüğünde 12 grupta 36 saat yüz yüze ders vermesi gerekiyor. Matematiksel olarak girmesine imkan yok. İmkan olsa bile öğretmene 30 saatin üstündeki derslere ücret ödenemiyor. Mevzuat buna izin vermiyor. Öğretmenin maksimum alabileceği ders saati 30. Hadi şimdi tüm sınıfı 8 olan öğretmen olmayabilir ama 2 Kasım&#8217;da 5. Sınıflar, 23 Kasım&#8217;da da diğer sınıflar gelince nasıl olacak?</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Yüz yüze Eğitim Elbet ki Şart!</b></p>
<p style="text-align: justify;">Evet yüz yüze eğitim çok önemli uzaktan olmuyor ve öğretmenlerin neredeyse tamamı bu fikirde. Kaldı ki uzaktan eğitim uygulamaları gerçek anlamda yüz yüze eğitimden daha zor geçiyor (hazırlık ve uygulama yönünden). Ama sağlık da önemli. İkisini de önceleyecek önlemlerin alınması gerekiyor fakat kaygı ortamında bu zor şartlarda ne kadar ve nasıl yapılacağının yanında verimli olup olmadığı da değerlendirilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar uzaktan eğitim denilse de uzaktan EĞİTİM yapılması neredeyse imkansızdır ve uzaktan ÖĞRETİM olarak adlandırılması daha mantıklı olacaktır. Bu şekilde kullanım, öğretim kavramının adeta eğitim kavramı içerisine geçmiş bir şekilde kullanılmasına bağlı olsa da biz vurgumuzu yapalım. Öğrenmede dinlemenin/izlemenin rolünün Türkçe dersinde dahi sadece yüzde 10-15 civarında olduğu da göz önüne alınmalıdır. Diğer derslerde oranın daha farklı olacağı açık olup dinleme/izlemenin de aşamalarının PC ortamında ne kadar sağlanabildiği tartışmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu şartlarda müfredatın tamamını vermek mümkün değil müfredatta revizyon yapılmalı, fedakarlık yapan öğretmene cezayı reva görenlerle ilgili düzenleme hayata geçirilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Maksut BALMUK</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: https://www.memurlar.net/haber/935675/hibrit-egitim-nasil-dgidiyor-ayrintili-bir-analiz.html</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim İş’ten Danıştay’a eleştiri: Hukuk sadece Ayasofya için mi işledi?</title>
		<link>https://maksutbalmuk.com.tr/egitim-isten-danistaya-elestiri-hukuk-sadece-ayasofya-icin-mi-isledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Maksut Balmuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2020 07:39:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maksutbalmuk.com.tr/?p=3401</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ayasofya’nın statüsünü müzeden camiye çeviren kararı kısa sürede uygulamasına karşın diğer konularda aynı hassasiyeti göstermediği ortaya çıktı. Danıştay’ın, Öğrenci Andı’nı kaldıran yönetmelik hükmününün iptali 2 yıldır uygulanmazken Danıştay kararına karşın okul müdürü atamalarında sözlü sınav uygulaması da sürüyor. Durumu değerlendiren Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu üyesi Maksut Balmuk, “Yargıyı dolanan Erdoğan’dan yargıya sarılan Erdoğan’a geldik” diye konuştu. Balmuk, “Atamalarda görüldüğü gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-3401"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ayasofya’nın statüsünü müzeden camiye çeviren kararı kısa sürede uygulamasına karşın diğer konularda aynı hassasiyeti göstermediği ortaya çıktı. Danıştay’ın, Öğrenci Andı’nı kaldıran yönetmelik hükmününün iptali 2 yıldır uygulanmazken Danıştay kararına karşın okul müdürü atamalarında sözlü sınav uygulaması da sürüyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Durumu değerlendiren Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu üyesi Maksut Balmuk, “Yargıyı dolanan Erdoğan’dan yargıya sarılan Erdoğan’a geldik” diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Balmuk, “Atamalarda görüldüğü gibi AKP, yargıyı arkadan dolanmaya çalışıyordu, şimdi gelinen noktada ise yargı kararı uygulanıyor” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya konusunda davalı olan tarafın Cumhurbaşkanlığı olduğuna dikkat çeken Balmuk, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Ayasofya davasında davayı kaybeden taraftı. Davayı kazanan bir dernekti. Ama siyasi kazananı Cumhurbaşkanı Erdoğan olarak görülmekte olup ayakta alkışlayanların, Cumhurbaşka-nı’nın kararına methiyeler düzenlerin ne kadar samimi olduklarını ve ne kadar siyasi rant kazanacaklarını zaman gösterecek” ifadelerini kullandı.</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>TEMYİZE GİDER Mİ?</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">Sonraki süreçte olacaklara da değinen Balmuk, “Bundan sonra acaba yargıdan karar çıkarıp mı kamuyu yönetecekler” sorusunu yöneltti. “İdare normalde kendisine dava açılınca temyize gider” diyen Balmuk, cumhurbaşkanlığı kararıyla caminin yeniden ibadete açılma imkânı olduğunu anımsatarak “Acaba Ayasofya kararı ile ilgili temyize gidecekler mi?” dedi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim-isten-danistaya-elestiri-hukuk-sadece-ayasofya-icin-mi-isledi-1752848">https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim-isten-danistaya-elestiri-hukuk-sadece-ayasofya-icin-mi-isledi-1752848</a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #fd8407;"><strong><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">Açıklamanın Tamamı:</span><br />
</span></strong></span><span style="color: #000000;"><strong>Yargıyı Dolanan Erdoğan’dan Yargıya Sarılan Erdoğan’a</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ayasofya’yı bir de böyle okuyalım…Peşinen söylemem gerekirse ülkemiz içerisindeki bir mülkün, madenin, doğal kaynağın… (mülkiyet ve uluslar arası anlaşmalardan kaynaklı haklar korunarak) kullanımı  ya da geleceği hakkında karar vermesi gereken elbet ki Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu en doğal haktır.</p>
<p style="text-align: justify;">1934’te ülkeyi yöneten iktidar Ayasofya konusunda nasıl ki Müze kararı vermişse, sonrasındaki iktidarlar zamanın değişimi ve gelişimi sonrasında bir çok konuda farklı kararlar alabilirler. Bugün Ayasofya’nın camiye çevrilmesi her ne kadar gündem değiştirmeye yönelik siyasi bir  manevra ve aslında gerekçeleri çok da anlamlı olmayan bir adım olsa da işin gerçeklerini ve iç yüzünü tam okumak gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii bir eğitimci olarak eğitimdeki  uygulamalar üzerinden gideceğim ve bunu sizlerin tüm kamuya uyarlası mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ne olmuştu bir bakalım.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Danıştay 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararını iptal etti. O tarihteki bakanlar kurulunun almış olduğu Ayasofya’nın müze olmasına ilişkin kararın Cumhurbaşkanı  Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından imzalanması ile yürürlüğe girmesi sonucunda  uygulanmakta olan 86 yıllık bakanlar kurulu kararını Danıştay iptal etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan  Danıştay kararını anında uyguladı. Danıştay ya da herhangi bir yargı kararını uygulamak idare açısından zorunludur. Bu hukuk devletinin gereğidir ve uygulama için maksimum bir ay beklenebilir. Bu genel bilgiden sonra Ayasofya’nın statüsünün değiştirilmesi için Danıştay kararı şart mıydı? Başka yollar var mıydı onlara bakarak devam edelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bakanlar Kurulu Kararı İptali ve Hukuki Durum</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bakanlar Kurulu Kararlarının iptali üç şekilde mümkündür.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Yeni bir bakanlar kurulu kararı almak</li>
<li>Kanun düzenlemesi yapmak</li>
<li>Yargı kararı</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yeni bir bakanlar kurulu kararı almak</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hukukta bir norm nasıl yürürlüğe girmişse aynı şekilde kaldırılabilir de. Örneğin Bakanlar kurulu geçmişte bir karar almışsa bunu kaldırarak başka bir karar alabilir. Yani AK parti iktidarı süresince bir bakanlar kurulunda bu kararı alıp Ayasofya’nın yeniden Cami olmasını sağlayabilirdi. Tabii bu durum 2018 yılından sonra değişti. Çünkü yeni sisteme göre bakanlar kurulu yok. Onun yerine cumhurbaşkanı kararı var. Bu durumda Cumhurbaşkanı Erdoğan mahkeme kararı vs beklemeksizin bir Cumhurbaşkanı kararıyla bu kararı alabilir Ayasofya’yı camiye dönüştürebilirdi. Bu yöntem de seçilmedi. Danıştay kararı sonrasında  Cumhurbaşkanı’nın yargı kararını uygulamasını ayakta alkışlayanlar; hukuk devletiyiz yargı kararını tabi uygulayacak diye kılıf  dahi uydurmadıklarına göre Cumhurbaşkanı  Danıştay kararı beklemeden kendi karar alsaydı tepki verebilirler miydi? Yani engel yoktu bu yönde karar almaya. Cumhurbaşkanı kendi kararıyla uygulama yapsaydı bugün de tepki gösterenler bunu yargıya taşıyabilirlerdi tabii ki.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kanun düzenlemesi yapmak</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hukukta normlar hiyerarşisine göre bakanlar kurulunun üstündedir kanuni düzenlemeler. Alt norm üst norma aykırı olamayacağına göre bir kanuni düzenleme yapılarak da Ayasofya cami yapılabilirdi. Bu konuda verilmiş kanun teklifleri de vardı fakat iktidar bir türlü TBMM genel kuruluna indirmedi. Kararı geçirecek ittifak da vardı. Kaldı ki bugün muhalefetin büyük bir kısmı da iktidarı alkışladığına göre kanun teklifi olsa ona da hayır demezlerdi diye düşünüyorum. Bu yol da seçilmedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yargı kararı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yargı kararı ile bu işin yapılması bir başka seçenek olarak duyuyordu fakat bu konuda geçmişte de alınmış olumsuz yargı kararları vardı. Fakat 2016’da bir dernek tarafından Başbakanlığa başvuru yapılıyor. Ayasofya cami yapılmalıdır diyor. İdare derneğe olumsuz cevap veriyor. Olumsuz cevap yargıya taşınıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı idare yani Başbakanlık/Cumhurbaşkanlığı mahkemeye dava ile ilgili olarak verdiği savunmada;</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Davalı (Kapatılan) Başbakanlık tarafından, 1934 yılında yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararına karşı yıllar sonra dava açılamayacağı, davanın süresinde olmadığı,</li>
<li>Davaya esas başvuru içeriğinin bir öncekinden farksız olduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptali hususunda muhtelif davalar açıldığı, yine aynı işleme karşı davacı tarafından daha önce açılan davanın reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği,</li>
<li>Devlet idaresinin en yüksek karar organı olan Bakanlar Kurulunun idare alanında genel karar organı olduğu, Anayasa ve kanunlarla kendisine ayrıca ve açıkça yetki verilmemiş olsa bile, idare alanında “kanuna dayanmak” ve “Anayasaya ve kanunlara aykırı olmamak” şartıyla istediği her işlemi yapmak konusunda yetkili olduğu,</li>
<li>Ayasofya’nın tahsis ve kullanım şeklinin değiştirilmesinin yürütmenin takdirinde olduğu, ulusal ve uluslararası koşullar ile iç hukukumuz çerçevesinde Bakanlar Kurulunca bu konuda her zaman karar alınabileceği,</li>
<li>Gerekçelerini ortaya koymuştur. <strong>Yani Başbakanlık/Cumhurbaşkanlığı dernek haklı Ayasofya cami olmalıdır dememiş aksine 1934’te alınan bakanlar kurulunu savunmuştur. </strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Danıştay savcısı da benzer gerekçelerle davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat Danıştay üyeleri oy birliği ile Derneği haklı bulmuşlardır. Karar dernek lehine sonuçlanmış ve davayı kaybeden Cumhurbaşkanlığı da kararı hemen uygulamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani bir derneğin açtığı davada verilen yargı kararını uygulamaya koymuştur. Hukuk devleti gereği de yargı kararı uygulanması gerekir hatta uygulamayanlar hakkında cezai durumlar da söz konusu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Erdoğan ve İktidarı Yargı Kararları Konusunda Bu kadar Duyarlı mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">AK parti iktidarları ve gerek Başbakan gerekse Cumhurbaşkanlığı döneminde Erdoğan yargıdan hep şikayetçi olmuşlar, engellemeyle karşılaştıklarını söylemişler ve vesayetçilikle suçlamışlardır. Yargı kararlarının uygulanmadığı bir çok konuyu sıralamamız pekala mümkün. Eğitimde 18 yılda yaşanan bazı konuları anlatarak yargıyı dolanmaktan yargıya sarılmaya nasıl gelinmiş açıklamaya çalışalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yargıyı Dolanan Erdoğan’dan Yargıya Sarılan Erdoğan’a</strong></p>
<p style="text-align: justify;">2002’ de iktidara gelen Ak Parti Erkan Mumcu’nun kısa süre bakanlığından sonra Hüseyin Çelik’i Milli Eğitim Bakanı yaptı. Okul yöneticiliği için 2004’de yönetmelik çıkarıldı. Yönetmeliğe göre okul müdürü olmak için mülakat yapılacaktı. Danıştay hukuka uygun değil, objektif olmaz, kamu yararına aykırıdır dedi ve iptal etti. Yargı kararını uygulamak zorunda olan idare (bakanlık) bir süre direndi ve sonunda yönetmeliği değiştirdi ve 2006’da bu kez mülakatı kaldırarak sözlü sınav getirdi.  Yani mülakat yerine sözlü sınav yönetmeliğe girdi. Danıştay bunu da iptal etti. 2007’de İlçe/il müdürleri okul müdürü müdür yardımcısı seçecek diye bir düzenleme geldi. Bu düzenlemeyi de iptal etti Danıştay. Bu da yetmedi 2008 de ödülleri ön plana çıkaran bir yönetmelik çıkarıldı. Atama yapamadı ve bu kez 657 sayılı kanunun 76. maddesi kullanılarak ülke genelindeki 1000 köklü okula bakan onayı ile müdür ataması yapıldı. Hüseyin Çelik’in giderayak yaptığı bu atamalar da bir bir dava edildi. Yarısına yakınını kişiler kazandı, şahsen açtığım davada İstanbul’daki 158 okulun ataması da iptal edildi. Ama dava açılmayan okulların yöneticileri göreve devam etti. Bazı okullardaki atamayı iptal ettiren kişiler davadan feragat ettirildi. Yani davadan çekilmek zorunda kaldılar. 2009’da Bakan Nimet Çubukçu(Baş) oldu. Yıllardır(2002-2009)  atama yapılamıyor. Hukuka uygun bir düzenleme yapılsın diye sendikalarla oturup bir yönetmelik düzenlemesi yapıldı. Yazılı sınav, görevdeki başarılar, çalışmaları da değerlendiren bir yönetmelikti dava açan da olmadı ve uzun süre yapılamayan atamalar yapıldı. Bu atamalar sonrasında yargı kararı olmamasına rağmen yönetmelik değişikliğine gidildi. 2013’te yine sözlü sınav getiren düzenleme söz konusuydu. Yargı sözlüyü iptal ettikçe bakanlık bir yolunu bulmaya çalışıyor yargıyı dolanıyordu. Hatta bazen dolanamadılar ve yargı kararları ayaklarına dolandı. Hüseyin Çelik’in bürokratları (müsteşar, genel müdür…) ceza aldılar yargı kararlarını uygulamadıkları için. Müsteşar milletvekili yapıldı yargılama süreci durdu. Danıştay normlar hiyerarşisinden bahsediyordu. Bu kez de bunu aşmak için yönetmeliğin üstünde olan kanunlara girdi sözlü sınav ve artık yargı da iptal edemez oldu. Hem de her türlü atamalara sirayet etti bu durum.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine aynı dönemde 8 kez gidip 9 kez dönen İl müdürü oldu Fevzi Budak. Her seferinde görevden alındı yargı bozdu. Karar uygulandı göreve iade edildi tekrar görevden alındı…. Böylece sürdü. İlk yıllarda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bazı bürokratların atamalarını onaylamayınca vekaleten görev yaptırıldı aynı kişilere.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bunların tamamı yargıyı dolanmanın örnekleriydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhurbaşkanı Erdoğan Ayasofya davasında davayı kaybeden taraf idi çünkü davalı Başbakanlık/Cumhurbaşkanlığı makamındaydı. Davayı kazanan bir dernek idi. Ama siyasi kazananı Cumhurbaşkanı Erdoğan olarak görülmekte olup ayakta alkışlayanların, Cumhurbaşkanının kararına methiyeler düzenlerin ne kadar samimi olduklarını ve ne kadar siyasi rant kazanacaklarını zaman gösterecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Yargı kararını hızla uygulayan Cumhurbaşkanının uyguladığı davanın açılma tarihi 2016, kararın çıkışı 2020. Peki Milli Eğitim bakanlık müfettişlerinin atamalarının iptali üstünden yasal süreyi çokça aşan süre geçtiği halde neden uygulanmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ya da Öğrenci Andı (Andımız) davası 2013’te açılmıştı Eğitim-İş tarafından ve karar 2018’de çıktı. Buna rağmen iki yıldır neden uygulanmaz? Kararı uygulamayanlar hakkında sendika suç duyurusu yaptı savcı dava açmaya gerek görmedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir çok karar uygulanmadığı göre; demek ki mesele hukuk devleti ya da yargı kararı değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>O zaman hep beraber özetle değerlendirelim,</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Daha öncede benzer davalar açılmışken ve reddedildiği halde çıkan karar hemen uygulanıyor,</p>
<p style="text-align: justify;">Davada Cumhurbaşkanlığı, davacı dernek haksız davayı reddedin diye savunma yapıyor,</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı konuda kanun teklifleri genel kurula inmiyor,</p>
<p style="text-align: justify;">Bakanlar kurulu ya da Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapılabilecek bir işlemde Danıştay kararı bekleniyor,</p>
<p style="text-align: justify;">Yargı 18 yıl boyunca dolanılmaya çalışılırken birden sarılma konusu oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işte bir tuhaflık yok mu?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bundan sonraki süreçte kamu yönetiminde yargıyı dolanma son bulup yargıya sarılma yani yargı yoluyla bazı kararları uygulama yolu mu seçilecek? İşte burası çok önemli…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Son bir soru sorarak bitirelim. Danıştay’ın bu kararının sonunda tüm kararlarda olduğu gibi <strong>“Bu kararın tebliğ tarihini izleyen <u>otuz gün</u> içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cumhurbaşkanlığı bu kararı TEMYİZ edecek mi? Kamu işleyişinde idare temyiz yolunu kullanır. Bu kez kullanacak mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Maksut BALMUK</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
